Bi Reklam - Ankara Yasin ERGÜVEN

dEBder.org - Epidermolizis Bülloza

Doğru yara bakımı eğitimi

Doğru yara bakım

YARA VE YARA BAKIMI

Yara, herhangi bir nedenle deri ve doku bütünlüğünün bozulması olarak tanımlanabilir. Fiziksel ve kimyasal nedenlerle deri, kas, kemik, damar, sinir vb. yapıların bütünlüğünün bozulması, tahrip olması, dokunun fizyolojik özelliklerinin geçici bir süreyle veya tamamen kaybolmasına yaralanma denir. Yaralanmalarda derinin koruma özelliği bozulacağından enfeksiyon riski de artar. Yara bakımının amacı, kirli ve enfekte yaraları iyileşmeye hazırlamak için temizlemek ve normal iyileşme gerçekleşinceye kadar yaranın temiz kalmasını sağlamaktır. Yara bakımı ve pansumanın tipi; yaranın türü, genişliği ve özelliğine göre değişir.

Yara Çeşitleri Yaralar;

Görünümüne, oluş nedenine, patojen mikroorganizma ile kirlenme durumuna göre farklı biçimlerde sınıflandırılır. Yaranın sınıflandırılması yaranın değerlendirilmesini kolaylaştırır ve olası risklerin önceden fark edilmesini sağlar

Deri bütünlüğüne göre yaralar, açık ve kapalı yara şeklinde sınıflandırılır.

Açık yaralar: Deri ve derialtı dokular zedelenmiş ve deri bütünlüğü değişik boyutlarda hasar görmüş yaralardır.

Kapalı yaralar: Künt travmalar sonucu oluşan, deri bütünlüğünün bozulmadığı yaralardır. Kapalı yaralar aşağıdaki şekilde sınıflandırılır.

Patojen Mikroorganizmalar ile Kirlenme Durumuna Göre Yaralar

Temiz yara: Üzerinde patojen mikroorganizma olmayan yaralardır. Doku kaybı ve enfeksiyon olmayan, yara kenarları birleşen, minimal skar dokusu gelişen yaralar, temiz yaradır.

Kirli yara: İçerisinde patojen mikroorganizmaların bulunduğu yaralardır. Yarada; kızarıklık, ağrı, akıntı, kötü koku vb. enfeksiyon belirtileri görülür.

Zamanına Göre Yaralar

Akut yaralar: Normal koşullarda beklenen sürede iyileşen yaradır. Bu tip yaralarda iyileşmeyi engelleyen herhangi bir faktör (hastalıklar, yaş vb.) yoksa iyileşme devamlıdır.

Kronik yara: Kronik yara, yaklaşık üç ay içerisinde kapanmayan yaradır. Yara sürekli tekrarlar. Yaranın iyileşmesini engelleyen lokal veya sistemik bir faktör vardır (örneğin, dekübitus ülserleri).

Yara Bakımında Temel İlkeler 

Hastanın genel durumunu düzeltmek,Ø  Yara yüzeyindeki basıncı kaldırmak,Ø  Yarayı nemli tutmak,Ø  Uygun ve steril pansuman malzemeleriyle gerekli olduğu takdirde yaradakiØ nekrotik dokunun temizlenmesi, yara ve çevresinin yara merkezinden başlanarak etrafa doğru antiseptik solüsyon ile silmek,  Enfeksiyonla mücadele etmek,Ø  Gerektiğinde steril gazlı bez veya cerrahi biyolojik örtüler ile kapatmak,Ø  Yara ısısını sabit tutmak,Ø  Kan değerlerinin takibini yapmak,Ø  Yarayı her gün açarak enfeksiyon, serozite ve hematom açısındanØ değerlendirmek.

 Yara İyileşmesini Geciktiren Etkenler

Yara iyileşmesini geciktiren etkenler aşağıda verilmiştir: 

Kanlanma: Yeterince kan akımı olmayan bir yara iyi beslenemediğindenØ dolayı iyileşmesi gecikir, enfeksiyon kapma ve nekroze olma (doku ölümü) tehlikesi artar. Cerrahi uygulama esnasında lokal damarlara zarar verilmemesi iyileşmeyi hızlandırır. İleri yaş ve sigara kullanımı kanlanmayı bozduğundan yara iyileşmesini geciktirir.

Enfeksiyon: Yaraya bakteriler dışarıdan ya da kan yoluyla gelirler.Ø Ameliyathane şartlarında bile her yara bir dereceye kadar kontaminedir. Her kontamine yara enfekte olmaz. Bir gram dokuda 100 000’den fazla bakteri varsa yarada enfeksiyon ihtimali % 50’dir. Enfeksiyon yara iyileşmesinde ciddi gecikmelere neden olur. Enfeksiyona direnci bozan lokal yara faktörleri; yabancı cisimler, ölü dokular, şiddetli travmatize dokular, aşırı gergin kapanma, radyasyon, hematom, ölü boşluk ve uygun olmayan sütur materyalleridir.

Doku tipi: Deri, bağırsak, mesane, vajina gibi dokuların iyileşme potansiyeliØ çok yüksekken; sinir, fasya gibi dokular çok geç iyileşir

Travma: Yara yeri üzerine travma iyileşmeyi olumsuz etkiler. Bu nedenle yaraØ yeri yeterli süre kapalı tutularak olası travmaların etkisi azaltılmalıdır. 

Yabancı cisim: Yabancı cisimler dokuda reaksiyona yol açarak iyileşmeyiØ geciktirir. Yabancı cisimler; küçük taş, cam, tahta, toz, toprak parçalarıdır. Kontamine yaralardaki yabancı cisimlerin temizlenmesi bakterilerin azalmasını sağlamaktadır. 

Radyasyon: Radyasyona maruz kalındığında hücrelerin çoğalma ve sentezØ kabiliyeti bozulmakta dolayısıyla iyileşme gecikmektedir. Radyasyon, yara iyileşmesinin inflamasyon döneminde çok az değişikliğe yol açar. Proliferasyon fazında ise hem kapiller hem de fibroblastik hücre yapımını engeller. 

Isı kaybı: Açık yaralarda, radyasyon ve buharlaşma yoluyla ısı kaybı olur. IsıØ kaybı da yeni hücre oluşmasını ve çoğalmasını olumsuz etkiler ve doku onarımı yavaşlar. Ayrıca, hipotermi lokal direnci düşürdüğü için enfeksiyon gelişme riski artar. 

Uygunsuz örtü ve sargılar: Uygun olmayan örtü ve sargıların kullanımıØ dolaşımı bozabilir veya epitelizasyonu kaldırabilir. Bu da yara iyileşmesinin gecikmesine neden olur.  Malnütrisyon: Yara iyileşmesinde önemli bir faktör de yeterli miktardaØ protein, vitamin ve minerallerin alınmasıdır. Yeni doku oluşumu için protein içerikli beslenme önemlidir. Proteinler yeniden damarlanma, lenfosit oluşumu ve kollajen sentezi için gereklidir. Protein eksikliğinde inflamasyon fazı uzar. Yara iyileşmesi için metionin, sistin, sistein ve arjinin gibi aminoasitler hayati önem taşırlar. Karbonhidratlar ve yağlar, hücrenin enerji kaynağıdır. Hücre sentezinde özellikle hücre membranı sentezinde yağların rolü büyüktür. Eksiklikleri yara iyileşmesini olumsuz etkiler. Sodyum, potasyum, kalsiyum, klor, fosfor, çinko ve magnezyumun eksikliği kollajen sentezinde bozukluklara sebep olur ve iyileşmeyi olumsuz etkiler. Çinko yetersizliğinde epitel hücreleri ve fibroblastlar göç edebilirler fakat çoğalamazlar. Sonuçta epitelizasyon oluşmaz ve kollajen üretimi yara kenarlarını bir arada tutacak yeterli düzeye ulaşamaz. Yüksek çinko konsantrasyonu yara iyileşmesi için zararlı olabilir. A, C, B, E, D gibi vitaminler de yara iyileşmesi için gereklidir. Ancak yüksek dozda vitamin E, yara iyileşmesi ve kollajen üretimini belirgin olarak yavaşlatır. Yüksek doz A vitamini, enflamasyonu artırır. Vitamin C, kollajen sentezi için gereklidir.

Dolaşım bozuklukları: Kan dolaşımının iyi olmaması yara bölgesine yeterli kanın dolayısıyla yeterli oksijenin gitmesine engel olmaktadır.  Hormonlar: Yara iyileşmesinde tiroid, hipofiz ve pankreas hormonları etkilidir.Ø Kortikosteroidler, inflamatuar hücre sayısını azaltır, sekonder enfeksiyon riskini arttırır

Kronik hastalıklar: Diyabet, dolaşım hastalıkları, karaciğer, böbrek yetmezliğiØ gibi sistemik hastalıklar ile anemi ve kanser gibi hastalıklar yara iyileşmesini geciktirir. 

İlaçlar: Kortizon, kemoterapötik ve antimetabolit gibi ilaçlar yara iyileşmesiØ üzerinde olumsuz etkiye sahiptir. Steroid tedavisinin vücut direncini baskılayıcı bir etkisi vardır. İyileşme sürecini olumsuz etkileyebileceğinden steroid dozunun azaltılması gerekir. Özellikle aspirin ya da antikoagülan kullanımı, trombositlerin agregasyonunu azaltarak kanama zamanını uzatır. Kemoterapötik ilaçlar, kemik iliği depresyonu yaparak inflamatuar fazdaki

hücre proliferasyonunun bozulmasına neden olur. Ayrıca immün sistemi baskıladığı için özellikle açık İleri yaş: Yaşlanma ile birlikte dolaşımın yavaşlamasına bağlı olarak cildin kanlanmasında azalma olur, fibroblastların ve epitel hücrelerin proliferasyonu yavaşlar. Yapısal glikoproteinlerde azalma görülür, solunum sistemi fonksiyonları azalır. Tüm bu değişimler yara iyileşmesini olumsuz etkiler. 

Doku kuruluğu: Kuruluk sonucu, canlı dokularda nekroz gelişmeye başlar buØ da mikroorganizmalar için iyi bir besi yeri olur. Nekrotik dokuda kan dolaşımı olmadığı için antibiyotikler nekrotik dokuya ulaşamaz ve enfeksiyona yatkınlık artar. 

Lökositlerin derine göçü: Lökositler doku kuruluğu, hipotermi, antiseptikØ madde kullanımı gibi nedenlerden olumsuz etkilenir, mikroorganizma ile mücadele edemez. Bu nedenle lökositler, yaranın derinliklerine doğru göç ederek kendilerini korur. Bu durum bakterilerin üremesi için uygun ortam yaratır.yaralarda patojen mikroorganizmaların çoğalmasını kolaylaştırır.

Yetersiz beslenme etkileri: Yetersiz beslenen hastalarda çoğu zaman ciddi kas atrofisi meydana gelir. Hastaların subkutan dokularında azalmaya bağlı deri ve alttaki kemik arasında dolgu işlevi yapacak doku miktarı azalmıştır. Sonuçta basıncın etkileri bu tür dokular üzerinde daha fazla olur. Albumin ve total protein düzeyindeki düşüklük ödem ve dokulara giden oksijen düzeyinin azalmasına neden olur. Bu durum yara iyileşmesini güçleştirir.

Cilt Bakımı: Derinin temiz ve kuru olması esastır. Ter ve vücut sıvılarının ıslattığı katlanan bölgeler yumuşak sabun veya pH 5,5 uygun temizleyicilerle ılık su ile yıkanmalı, durulanmalıdır. Deri temizlenirken fazla bastırmadan nazikçe temizlenmeli ve yumuşak havlu ile tampon edilerek kurulanmalı, nemli bırakılmamalıdır. Lanolinli krem ve losyonlarla deriye masaj uygulanmalı, aşırı ovalama ve losyonun fazla uygulanması abrasyon, maserasyon ve ülserasyona yol açabilir. Asla talk pudrası ve alkollü kremler kullanılmamalıdır. İnkontinansı olan hastalar, sık aralarla (30 dk) kontrol edilmelidir. Kondom kateter, foley kateter, fekal ya da üriner kollektörler kullanılarak inkontinansı olan hastanın cildi korunabilir. Dışkılama sonrası perianal bölge yumuşak sabun ve ılık su ile temizlenmeli ve bu şekilde deri tahrişe karşı korunmalıdır. Eğer aşırı yara drenajı var ise uygun pansuman materyalleri ve yara drenaj setlerinin kullanılması ile drenaj kontrol altına alınabilir. Giyecekler ve çarşaflar daima temiz, kuru, kolay değiştirilebilen, gergin, hava dolaşımını sağlayan gözenekli dokunmuş kumaşlardan olmalıdır. Naylon gibi sentetik fibriller içeren kumaşlar nemi emmediği için zararlı olabilir. Giyeceklerde kat ve ek yeri, düğme, lastik ve bandaj bulunmamalı, kıyafetler fazla sıkı olmamalıdır. Riskli hastalarda ayak ve topukların korunması amacıyla yatak çarşafları veya battaniyenin ayaklara bası yapmamasına özen gösterilmelidir. Bu amaçla yatak çerçeveleri ya da ayak tahtası kullanılmalıdır.

Yara Örtülerinin Görevleri 

Sıvı kontrolü: Yaralı alanda epidermal tabakanın kendini hızla yenileyebilmesiØ için yaranın yeterince nemli olması gerekir. Yeterli nem yarada vaskülarizasyonu, makrofajların fagositik işlevini artırır. Yara örtüsü, bakteri penetrasyon riskini azaltmak ve bandajdan yara sıvısının sızmasını önlemek için yara salgısını emebilmeli ve kuru yaraya gerekli nemi sağlayabilmelidir. 

Koku giderilmesi: Yara çoğu zaman hoş olmayan zararlı bir koku üretir. BuØ koku oluştuğunda, yara örtüsü bu kokuyu kontrol altına alabilmelidir.

 Mikrobiyal kontrol: İltihaplı yaralar için bakterilerin uygun metotlarla kontrolØ altına alınması yaranın kapanmasında önemli bir faktördür. Bu özellikteki yara örtüleri bakterilerin kontrol altına alınmasını kolaylaştırarak tedavi sürecini olumlu yönde etkiler. 

Fiziksel bariyer: Yara örtüsü, yara yüzeyini atmosferden ayırarak bakteriØ bulaşmasını ve dokunun zarar görmesini engellemelidir. Ayrıca, yarayı travmalara karşı korumalıdır. 

Boşluk doldurucu: Derin oyuklu yaralarda, yaranın dolgu materyalleriyle açıkØ tutulması önemlidir. Böylece; yara iyileşme süreci dokunun altından üstüne doğru gerçekleşebilmekte ve tüm yara boşluğunun iyileşmeden yaranın gereksiz yere kapatılması önlenebilmektedir. 

Debridman: Ölü çürümüş dokuların uzaklaştırılması, normal yara iyileşmeØ sürecini kolaylaştırmaktadır.

Kanama etkisi: Ağır cerrahi yaralar ve travmatik yaralarda, kan kaybının önlenmesi için kanamanın mümkün olduğunca hızlı bir şekilde durdurulması önem taşır. Uygun yara örtüleri kan pıhtılaşmasına yardımcı olmaktadır

Düşük yapışkanlık: Yara örtüsünün tamamının veya bir kısmının yara yüzeyineØ yapışması en önemli sorunlardan birisidir. Çoğunlukla yara örtüsünün yara yüzeyine yapışması, yara örtüsünün çıkarılması esnasında travmaya neden olmaktadır. Düşük yapışkanlık özelliği gösteren yara örtüleri, yara örtüsünün yara yüzeyine yapışmasını azaltabilmekte veya ortadan kaldırabilmektedir. 

Yara izinin giderilmesi: Büyük yaralarda, yara izi oluşumu hastalar için estetikØ bakımından önemli bir sorundur. Yara izi oluşumunu azaltabilen veya önleyebilen yara örtüleri, hastaya büyük yarar sağlar. 

Metal iyon metabolizması: Demir, çinko, bakır, magnezyum, selenyum gibiØ birtakım metal iyonları hücresel aktivitede önemli rol oynar. Herhangi bir metal iyonunun eksikliği, yara iyileşmesini geciktirir. Sistematik olarak bu metal iyonlarının alınımından başka, uygun yara örtüleri kullanılarak da bu sorun giderilebilir. 

Yara iyileşmesinin hızlandırılması: Yara iyileşmesi, kompleks fizyolojik birØ süreçtir. Yara örtüleri, çoğunlukla yara iyileşme sürecinin hızı üzerinde küçük bir rol oynar. Bununla birlikte, bir takım etkenlerle kombine edildiğinde uygun yara örtüsü kullanımı yara iyileşme sürecini hızlandırabilir.

Yara Örtüsü Çeşitleri Modern yara örtüleri, genel olarak 5 ana grup altında sınıflandırılır. Bu ürünler, genellikle çeşitli fizyolojik yaralar üzerine farklı iyileşme süreçlerinde tek başlarına veya birkaçının kombinasyonu halinde uygulanmaktadır. Bunlar; alginat örtüleri, poliüretan filmler, hidrojel örtüler, hidrokoloid örtüleri ve köpüklerdir.

Alginat örtüler: Alginat lifleri, iyon değişim özelliğine sahiptir. Yara salgısı ile temas halinde, lifteki kalsiyum iyonları vücut sıvısındaki sodyum iyonlarıyla yer değiştirir. Bunun sonucunda, lifin bir bölümü sodyum alginat haline gelir. Sodyum alginat suda çözünebilme özelliğine sahiptir. Bu iyon değişimi, lifin şişmesini sağlar ve yara yüzeyinde jel oluşumuna neden olur. Bu eşsiz özelliğinden dolayı alginat lifleri “nemli iyileştirici” yara örtülerinin üretimi için ideal materyallerden birisi olarak görülmektedir.  Alginat örtüler yapışkan değildir ve kullanımı kolaydır. Ayrıca, örtü değiştirme sıklığını düşürür. Alginat örtüler, hidrofilik özellikte olduklarından, ağırlıklarının 20-30 katı kadar yara sıvısını absorbe eder. Bu yara örtüleri epitelizasyonu ve granülasyon doku oluşumunu artırmaktadır. 44 Alginat örtüler; kısmı ve tam kalınlıkta yaralarda, oyuk yaralarda, orta ve şiddetli sızıntılı yaralarda, enfeksiyonlu yaralarda kullanılır. Kuru yaralarda ise kurumayı önlemek için tamponlu ikinci bir örtü gerektirir. Bu yara örtülerinin pıhtılaşmaya katkısı vardır. Örtü tarafından serbest bırakılan kalsiyum iyonları, pıhtılaşmayı sağlayan protrombin maddesinin aktivasyonuna yardımcı olmaktadır. Alginat örtüleri, antibakteriyel özelliğe sahip olmamasına rağmen; bakteriler pasif olarak jel içerisinde hapsolabilmekte ve örtü değişimi ile uzaklaştırılabilmektedir.

Poliüretan filmler: Yara bakım materyallerinde yarı-geçirgen filmler (transparan filmler), havayla taşınan bakterilerin yaraya bulaşmasını önlemesine karşın yara ve ortam arasındaki gaz değişimine izin vermektedir. Filmlerin yarı- geçirgen yapısı, yüksek oranda nem buharının film boyunca iletilmesini sağlar; fakat yara salgısının absorbsiyonunu engeller. Bu nedenle, yarı geçirgen filmler daha çok kuru yaralarda kullanılmalıdır. Bu filmler; nispeten kullanışlıdır ve kullanım esnasında herhangi bir rahatsızlık yaratmaz. Saydam olduklarından yara bölgesi doğrudan gözlenir. Transparan filmler Yarı geçirgen film örtüler; cerrahi yaralarda, yüzeysel kısmı yanıklarda, bası yaralarında ve damar içi kateter bölgesinde kullanılabilir. Transparan film örtüler, nekrotik yaraların otolizine yardımcı olmaktadır. Bu yara örtüleri hafif ve esnektir; ayrıca yara yüzeyine iyi bir şekilde sarıldığından sürtünmeye karşı deri hasarını önlemek için de idealdir.

Hidrojel örtüler: Hidrojel örtüler, yüksek absorbsiyon kapasitesine sahiptir ve yara yüzeyine yapışmaz. Ağrı dindirici özelliği vardır. Hidrojeller, protein ve hücre gibi biyolojik bileşenleri iyi absorbe edemediğinden dolayı bakterilere karsı zayıf bariyer özelliğine sahiptir ve koruma amaçlı ikinci bir örtü gerektirir. Hidrojel örtüler, yaprak veya jel (amorf) formda bulunabilir. Günümüzde kullanılan yaprak formundaki hidrojeller, ideal yara örtüsü özelliklerinin çoğuna sahiptir. Ancak; yaprak formu hassas derinin zayıflamasına neden olabilir. Hidrojel örtüler, kuru yara yüzeyine uygulandıklarında, yarayı nemlendirerek yaranın iyileşmesi için nemli yara ortamı yaratmaktadır. Bu örtüler, kolaylıkla yara yatak bölgesinden ayrılır; çünkü örtü ve yara arasındaki nemli ara yüzey, örtünün yaraya yapışmasını önler. Ayrıca hidrojel örtülerle, yara yüzeyine yüzeysel olarak ilaç uygulanabilmekte ve jelin çapraz bağlanma derecesi kontrol edilerek ilacın yara bölgesine difüzyonu sağlanabilmektedir.  Yaprak formundaki hidrojel Amorf hidrojeller; üç boyutlu yapı gösteren yaprak hidrojellerden farklı olarak, kalın vizkoz (yapışkan) sıvılardır. Yara salgısını absorbladıklarında, bütün yapışkan özelliklerini kaybedene kadar şişerler. Amorf hidrojeller, çürük dokuların nem içeriğini ve kollajenaz üretimini artırarak hasarlı ve enfekte olmuş dokuların otoliz olmasını kolaylaştırırlar.

Hidrokoloid örtüler: Hidrokoloid yara örtüleri, hidrofil polimer taneciklerinden meydana gelmektedir. Yara sıvısı ile temas halindeki hidrofil tanecikler, yara sıvısını absorbe edip jel formuna dönüştürür ve örtü 7 gün boyunca yara üzerinde kalabilir. Hidrokoloid örtüler 46 Hidrokoloid örtüler, hem ıslak hem de kuru dokulara yapışma eğilimi gösterir. Bu ürünlerin her çeşidinin farklı absorpsiyon kapasiteleri vardır. Oldukça fazla miktarda yara sıvısını absorbe etmesinden dolayı, hidroaktif örtüler olarak da adlandırılır. Hidrokoloidler, epitelizasyon hızını ve kollajen üretimini arttırır. Bu örtülerin kullanımı kolaydır çünkü yaraya doğrudan yapıştığından ikinci bir örtü kullanımı gerektirmemektedir. Ağrıyı dindirir. Dış kaynaklı mikroorganizmaları ve yabancı maddeleri yara yatağının dışında tutar. Geleneksel örtülerden daha az örtü değişimi gerektirir. Kısmi veya tam yaralarda, hafif-orta sızdıran yaralarda kullanımı uygundur. Eğer uygun aralıklarla değiştirilmezse deriyi zayıflatabilir. Yapışkan çıkarma esnasında hassas deriye zarar verebilir.

Köpükler: Esnek ve yüksek absorbsiyon kapasitesine sahip gözenekli materyallerdir. Köpük örtüler, yara sıvısının sızmasını önlemek ve bakterilerin penetrasyonunu engeler. Poliüretan ve silikon bazlı olabilirler. Köpük örtüler Bu örtüler, gaz geçişine izin verirler ve yapışmazlar. Dışarıdan sıvı geçirmezler. Köpük örtüler, uygulama rahatlığı sağlayan adeziv yüzey özelliği gösterirler ve kolay çıkarılır. Termal izolasyon sağlar ve nemi korur. Yara oyuğu içine konulduklarında tam uyum sağlar ve zamanla şişerek genişler. Oyuk içinde şişen köpük yara duvarlarına hafif bir basınç yaparak yara çevresindeki ödemi azaltır ve granülasyon dokusunun oluşumunu hızlandırır. Nekrotik yaralarda ve orta derecede sızdıran tam yaralarda kullanılır. Kuru ve kabuklu yaralar için kullanımı uygun değildir.

PANSUMANLAR

Pansuman; yarayı dış etkenlerden koruyan, sekresyonu ortamdan uzaklaştıran, kanama bölgesine basınç uygulayan, ilaçların uygulanmasını kolaylaştıran, yaralı bölgenin anatomik pozisyonunu koruyan aseptik malzemeler ile yapılan işlemdir.

Pansuman ve Pansuman Yapmanın Amaçları: Pansuman, yarayı dış etkenlerden koruyarak yaranın iyileşme sürecini hızlandırır. Mikroorganizmaların çoğalması için uygun ortam sağlayan olumsuz koşulların oluşmasını önleyerek, canlı hücrelerin yaşamasına ve çoğalmasına yardım eder. Kapalı pansumanlar, yara ile dış ortam ilişkisini kestiği gibi bölgeye belirli bir miktar basınç uygular. Bu basınç, ameliyat yerinden sızabilecek kanamayı durdurur, hasta giysilerinin ve yatağının sızıntı ile kirlenmesini önler. Islak pansumanlar, yaradan ısı ve sıvı kaybını azaltarak, yara bölgesinin nemini korur, dokuların kurumasını önler. Yapılan pansuman ve sargılar vücut bölümlerinin farklı pozisyonlarda sabit durmasını sağlar

Pansumanın amacı:  Yarayı dış etkenlerden ve enfeksiyonlardan korumak,Ø  Yarada bulunan akıntıyı emmek ve uzaklaştırmak,Ø  Kanamayı durdurmak,Ø  Yaraya ilaç uygulamak,Ø  Yara ve çevresindeki dokuyu desteklemek,Ø  Ağrıyı azaltmak ve ısı kaybını önlemek,Ø  Nemli ortam sağlamak, ödemi önlemek,Ø  İyileşme sürecini hızlandırmaktır.

Koruyucu Pansuman Koruyucu pansuman; yarayı dış ortamdan korumak için yara yüzeyinin ya da yara üzerine yerleştirilen nemlendirici materyalin, su geçirmez malzeme ile kaplanmasıyla yapılan pansumandır. Bu pansumanın uygulandığı yaralarda kanama ve akıntı olmadığı için pansuman malzemesinde emici özellik aranmaz.

Emici Pansuman Emici pansuman; yaradan gelen akıntının emilmesini sağlamak için yara yüzeyinin emici, kuru malzeme ile kapatılmasıdır. Yumuşak sargılar da emici pansumanlar özelliği sağlar.

Basınçlı Pansuman Basınçlı pansuman; kanamayı durdurmak, ödemi azaltmak, yaradaki ölü boşluğu kapatmak için yara yüzeyinin basınç yapan malzeme ile kapatılmasıdır. Basınç, yaranın her yerine eşit olarak uygulanır. Basınçlı pansuman, ekstremiteye uygulanacaksa pansuman distalden başlayıp yaranın proksimaline doğru yapılır. Uygulanacak olan basınç, kan dolaşımını engellemeyecek derecede olmalıdır.

Kuru Pansuman Kuru pansuman; epidermisin sağlam olduğu ve pansuman malzemesinin yaraya yapışma ihtimalinin olmadığı yaralarda uygulanır. Akıntılı yarada, akıntının emilmesi, kan damarlarının uçlarına basınç yapılması amacıyla da kullanılır. Örnek, küçük kesik üzerini gazlı bez ile kapatmak vb.

Islak Pansuman Yaranın, nemli kalması isteniyorsa yaraya sıvı bir ilaç ya da antiseptik uygulanacaksa ıslak pansuman uygulanır. Islak pansumanın en az iki saatte bir değiştirilmesi gerekir. Bu sayede yara iyileşmesi de hızlanır.

Garrel Pansuman Garrel pansuman, yaralı bölgeyi devamlı ya da belirli aralıklarla uygun antiseptik veya ilaçla yıkamak amacıyla kullanılan pansumandır.

Pansumanda Kullanılan Dezenfektan ve Antiseptikler Özel kullanış yerlerine sahip, selektiflikleri genellikle düşük olan antimikrobik ilaçlardır. Çoğu bakterisit, bazıları ise bakteriostatik etki gösterir. Etkileri sistemik antibiyotiklerden daha çabuk başlar. Uygulandıkları yerdeki mikroorganizmaların sayısını azaltmak veya yok etmek amacıyla kullanılırlar. Antimikrobik etki spektrumları geniştir Bakteriler, funguslar, viruslar üzerine etkilidir. Selektiflikleri düşük olduğu için konakçı hücresi ve dokusu üzerine de toksik etkileri vardır.

Antiseptik: Cilt ve dışarı açılan boşlukların mukozalarına uygulanır. 

Dezenfektan: Cansız cisimler (cerrahi alet, eşyalar) veya vücuttan atılanØ boşaltılar (feçes, idrar) üzerine uygulanır. Çok toksik olmayan bazı dezenfektanlar antiseptik olarak da kullanılırlar. 

Jermisid: Antiseptik ve dezenfektan olarak kullanılan maddelerin genel adıdır.

Dezenfektan ve antiseptiklerin kullanılış yerleri şunlardır:  Cilt enfeksiyonlarının tedavisi,·  Yara, sıyrık ve kesiklerde enfeksiyonların önlenmesi, enfeksiyon gelişmiş· ise tedavisi,  Cerrahi girişimden önce cildin temizlenmesi,·  Vücut dışına açılan mukozalı boşluklarda gelişen enfeksiyonların· profilaksisi ve tedavisi,  Cerrahi girişimden önce cerrahın ve yardımcılarının el vs. temizliği için· kullanılır.

Benzalkonyum kloroid (zefiran)  Antiseptik ve dezenfektan olarak kullanılabilir.·  Gram pozitif ve bazı gram negatif bakterilere etkilidir.·  Zefiran mikroorganizmalarla kontaminasyona eğilimlidir.·  Zefiran günümüzde kullanılması önerilmeyen bir solüsyondur.

Povidon-iyodin (batikon-betadin)  Geniş spektrumlu bir antiseptiktir.· 55  Sporlara da etkili olduğu bilinmektedir.·  Preoperatif cilt temizliğinde ve yanık tedavisinde kullanılır.

Heksaklorofen  Antiseptik bir solüsyondur. Etkisi bakteriostatiktir.·  %3 oranında hekzaklorofen içeren solüsyonlar cilt temizliğinde kullanılır.·  Deri el antisepsisi için el kremlerine ve sabunlara katılır.·  Heksaklorofenin en önemli özelliği ciltten absorbe olmasıdır.

Merbromin (mersol)  Bakteriostatik özelliği olan bir antiseptiktir.·  %2’lik solüsyonu cilt için, %1’lik solüsyonu ise mukozalara· kullanılabilir

Gümüş nitrat  Antibakteriyel etkili bir solüsyondur.·  Gümüş nitrat geniş bir bölgeye uygulandığında vücuttan klorür ve· sodyum kaybına neden olur.  Mukozaya uygulanmasında irritan etki yapar.·  Gümüş nitratın yakıcı etkisinden yararlanarak küçük yaralar tedavi· edilebilir.

Formaldehit  Güçlü bir dezenfektandır.·  Bakterilere, funguslara, virüslere ve sporlara etkilidir.·  Gaz halindedir. Buharının inhalasyonu gözde ve solunum sisteminde· irritasyon yapar.  Cilde uygulandığında duyarlılık reaksiyonları oluşur.

Klorheksidin (savlon)  %1.5’lik klorheksidin ve %15’lik setrimit maddelerinin karışımı olan· antiseptik ve dezenfektan özellikte bir solüsyondur.  Toksik değildir.·  Gram (-) ve gram (+) bakterilere bakterisit etkilidir.·  Antiseptik ve dezenfektan olarak 1/100’lük solüsyonu önerilir.·  Kirli aletlerin dezenfeksiyonunda 1/30’luk solüsyonu önerilir.

Sodyum hipoklorit (çamaşır suyu)  %0.5-1’lik oranında dezenfektan olarak kullanılır.·  Özellikle hepatit ve AIDS virüslerine etkili olduğu gösterilmiştir.

Rivanol  Toz şeklindedir.·  Koklara etkilidir.·  Sudaki 1/1000’lik çözeltisi ağız, boğaz mukozası ve yaralar için· antiseptik olarak kullanılır. Oturma banyolarında da kullanılır.

Glutaraldehit (cidex)  Kauçuk ve plastik gibi aletlerin sterilizasyonu için kullanılır.·  Glutaraldehit ciltte temas dermatiti yaptığından antiseptik olarak· kullanılmaz.

İzopropil alkol  %70’lik ve daha yoğun eriyikleri etil alkolden daha güçlü bakterisit· etkiye sahiptir.  Alkol vegetatif bakterileri süratle öldürürse de spor, virüs ve mantar· üzerine etkili değildir.  Uygulandığı yerde daha güçlü vazodilatasyon yaptığından kanamaya· eğilim artar.

Pansuman Yapmada Genel Kurallar 

Eller yıkanır, insizyon bölgesindeki kirli pedleri çıkarmak için non steril· eldiven giyilir,  Kirli pedler çıkarıldıktan sonra eller tekrar yıkanıp mutlaka steril eldiven· giyilir,  Her zaman steril gazlı bez kullanılır,·  Yara silmede antiseptik solüsyonlar (povidon iyot) kullanılır,·  Eğer yara kirli ve enfekte ise etrafı antiseptik solüsyonlarla (povidon· iyotla) silindikten sonra yara %0,9’luk NaCl ile temizlenir,  Her insizyon hattı için ayrı gazlı bez kullanılır,·  Pansuman yukarıdan aşağıya ve ya merkezden çevreye tek bir yönde· silinir,  Her temizlemeden sonra kirli materyal ortamdan uzaklaştırılır ve tüm· kirli materyaller enfekte atık çöpüne atılır.  Yara her açıldığında enfeksiyon, hematom ve gerginlik yönünden kontrol· edilir,  Temiz yaralar 2-3 gün sonra açık bırakılır,·  Pansumanlar her zaman temiz tutulmalıdır.

Sargıların Kullanılması Sonrası Ortaya Çıkabilecek Komplikasyonlar  Sargıların çok sıkı olması yüzeysel kan ve lenf dolaşımını zorlaştırır. YüzeyselØ kan ve lenf dolaşımı zorlaşınca kılcal damar ve lenf yollarından hücreler arasına kan sıvısı ve lenf sıvısı sızar. Bu da kalpten uzaktaki vücut bölümünde şişliğe yol açar.  Sıkı sargılar dolaşımı etkiler ve doku beslenmesini bozar.Ø  Gevşek sarılan sargılar da pansumanın yara üzerinden kaymasına, yaranınØ açıkta kalmasına ve enfekte olmasına yol açar.

 

  1. YARA VE YARA BAKIMI

Yara, herhangi bir nedenle deri ve doku bütünlüğünün bozulması olarak tanımlanabilir. Fiziksel ve kimyasal nedenlerle deri, kas, kemik, damar, sinir vb. yapıların bütünlüğünün bozulması, tahrip olması, dokunun fizyolojik özelliklerinin geçici bir süreyle veya tamamen kaybolmasına yaralanma denir. Yaralanmalarda derinin koruma özelliği bozulacağından enfeksiyon riski de artar. Yara bakımının amacı, kirli ve enfekte yaraları iyileşmeye hazırlamak için temizlemek ve normal iyileşme gerçekleşinceye kadar yaranın temiz kalmasını sağlamaktır. Yara bakımı ve pansumanın tipi; yaranın türü, genişliği ve özelliğine göre değişir.

Yara Çeşitleri Yaralar;

Görünümüne, oluş nedenine, patojen mikroorganizma ile kirlenme durumuna göre farklı biçimlerde sınıflandırılır. Yaranın sınıflandırılması yaranın değerlendirilmesini kolaylaştırır ve olası risklerin önceden fark edilmesini sağlar

Deri bütünlüğüne göre yaralar, açık ve kapalı yara şeklinde sınıflandırılır.

Açık yaralar: Deri ve derialtı dokular zedelenmiş ve deri bütünlüğü değişik boyutlarda hasar görmüş yaralardır.

Kapalı yaralar: Künt travmalar sonucu oluşan, deri bütünlüğünün bozulmadığı yaralardır. Kapalı yaralar aşağıdaki şekilde sınıflandırılır.

Patojen Mikroorganizmalar ile Kirlenme Durumuna Göre Yaralar

Temiz yara: Üzerinde patojen mikroorganizma olmayan yaralardır. Doku kaybı ve enfeksiyon olmayan, yara kenarları birleşen, minimal skar dokusu gelişen yaralar, temiz yaradır.

Kirli yara: İçerisinde patojen mikroorganizmaların bulunduğu yaralardır. Yarada; kızarıklık, ağrı, akıntı, kötü koku vb. enfeksiyon belirtileri görülür.

Zamanına Göre Yaralar

Akut yaralar: Normal koşullarda beklenen sürede iyileşen yaradır. Bu tip yaralarda iyileşmeyi engelleyen herhangi bir faktör (hastalıklar, yaş vb.) yoksa iyileşme devamlıdır.

Kronik yara: Kronik yara, yaklaşık üç ay içerisinde kapanmayan yaradır. Yara sürekli tekrarlar. Yaranın iyileşmesini engelleyen lokal veya sistemik bir faktör vardır (örneğin, dekübitus ülserleri).

Yara Bakımında Temel İlkeler 

Hastanın genel durumunu düzeltmek,Ø  Yara yüzeyindeki basıncı kaldırmak,Ø  Yarayı nemli tutmak,Ø  Uygun ve steril pansuman malzemeleriyle gerekli olduğu takdirde yaradakiØ nekrotik dokunun temizlenmesi, yara ve çevresinin yara merkezinden başlanarak etrafa doğru antiseptik solüsyon ile silmek,  Enfeksiyonla mücadele etmek,Ø  Gerektiğinde steril gazlı bez veya cerrahi biyolojik örtüler ile kapatmak,Ø  Yara ısısını sabit tutmak,Ø  Kan değerlerinin takibini yapmak,Ø  Yarayı her gün açarak enfeksiyon, serozite ve hematom açısındanØ değerlendirmek.

 Yara İyileşmesini Geciktiren Etkenler

Yara iyileşmesini geciktiren etkenler aşağıda verilmiştir: 

Kanlanma: Yeterince kan akımı olmayan bir yara iyi beslenemediğindenØ dolayı iyileşmesi gecikir, enfeksiyon kapma ve nekroze olma (doku ölümü) tehlikesi artar. Cerrahi uygulama esnasında lokal damarlara zarar verilmemesi iyileşmeyi hızlandırır. İleri yaş ve sigara kullanımı kanlanmayı bozduğundan yara iyileşmesini geciktirir.

Enfeksiyon: Yaraya bakteriler dışarıdan ya da kan yoluyla gelirler.Ø Ameliyathane şartlarında bile her yara bir dereceye kadar kontaminedir. Her kontamine yara enfekte olmaz. Bir gram dokuda 100 000’den fazla bakteri varsa yarada enfeksiyon ihtimali % 50’dir. Enfeksiyon yara iyileşmesinde ciddi gecikmelere neden olur. Enfeksiyona direnci bozan lokal yara faktörleri; yabancı cisimler, ölü dokular, şiddetli travmatize dokular, aşırı gergin kapanma, radyasyon, hematom, ölü boşluk ve uygun olmayan sütur materyalleridir.

Doku tipi: Deri, bağırsak, mesane, vajina gibi dokuların iyileşme potansiyeliØ çok yüksekken; sinir, fasya gibi dokular çok geç iyileşir

Travma: Yara yeri üzerine travma iyileşmeyi olumsuz etkiler. Bu nedenle yaraØ yeri yeterli süre kapalı tutularak olası travmaların etkisi azaltılmalıdır. 

Yabancı cisim: Yabancı cisimler dokuda reaksiyona yol açarak iyileşmeyiØ geciktirir. Yabancı cisimler; küçük taş, cam, tahta, toz, toprak parçalarıdır. Kontamine yaralardaki yabancı cisimlerin temizlenmesi bakterilerin azalmasını sağlamaktadır. 

Radyasyon: Radyasyona maruz kalındığında hücrelerin çoğalma ve sentezØ kabiliyeti bozulmakta dolayısıyla iyileşme gecikmektedir. Radyasyon, yara iyileşmesinin inflamasyon döneminde çok az değişikliğe yol açar. Proliferasyon fazında ise hem kapiller hem de fibroblastik hücre yapımını engeller. 

Isı kaybı: Açık yaralarda, radyasyon ve buharlaşma yoluyla ısı kaybı olur. IsıØ kaybı da yeni hücre oluşmasını ve çoğalmasını olumsuz etkiler ve doku onarımı yavaşlar. Ayrıca, hipotermi lokal direnci düşürdüğü için enfeksiyon gelişme riski artar. 

Uygunsuz örtü ve sargılar: Uygun olmayan örtü ve sargıların kullanımıØ dolaşımı bozabilir veya epitelizasyonu kaldırabilir. Bu da yara iyileşmesinin gecikmesine neden olur.  Malnütrisyon: Yara iyileşmesinde önemli bir faktör de yeterli miktardaØ protein, vitamin ve minerallerin alınmasıdır. Yeni doku oluşumu için protein içerikli beslenme önemlidir. Proteinler yeniden damarlanma, lenfosit oluşumu ve kollajen sentezi için gereklidir. Protein eksikliğinde inflamasyon fazı uzar. Yara iyileşmesi için metionin, sistin, sistein ve arjinin gibi aminoasitler hayati önem taşırlar. Karbonhidratlar ve yağlar, hücrenin enerji kaynağıdır. Hücre sentezinde özellikle hücre membranı sentezinde yağların rolü büyüktür. Eksiklikleri yara iyileşmesini olumsuz etkiler. Sodyum, potasyum, kalsiyum, klor, fosfor, çinko ve magnezyumun eksikliği kollajen sentezinde bozukluklara sebep olur ve iyileşmeyi olumsuz etkiler. Çinko yetersizliğinde epitel hücreleri ve fibroblastlar göç edebilirler fakat çoğalamazlar. Sonuçta epitelizasyon oluşmaz ve kollajen üretimi yara kenarlarını bir arada tutacak yeterli düzeye ulaşamaz. Yüksek çinko konsantrasyonu yara iyileşmesi için zararlı olabilir. A, C, B, E, D gibi vitaminler de yara iyileşmesi için gereklidir. Ancak yüksek dozda vitamin E, yara iyileşmesi ve kollajen üretimini belirgin olarak yavaşlatır. Yüksek doz A vitamini, enflamasyonu artırır. Vitamin C, kollajen sentezi için gereklidir.

Dolaşım bozuklukları: Kan dolaşımının iyi olmaması yara bölgesine yeterli kanın dolayısıyla yeterli oksijenin gitmesine engel olmaktadır.  Hormonlar: Yara iyileşmesinde tiroid, hipofiz ve pankreas hormonları etkilidir.Ø Kortikosteroidler, inflamatuar hücre sayısını azaltır, sekonder enfeksiyon riskini arttırır

Kronik hastalıklar: Diyabet, dolaşım hastalıkları, karaciğer, böbrek yetmezliğiØ gibi sistemik hastalıklar ile anemi ve kanser gibi hastalıklar yara iyileşmesini geciktirir. 

İlaçlar: Kortizon, kemoterapötik ve antimetabolit gibi ilaçlar yara iyileşmesiØ üzerinde olumsuz etkiye sahiptir. Steroid tedavisinin vücut direncini baskılayıcı bir etkisi vardır. İyileşme sürecini olumsuz etkileyebileceğinden steroid dozunun azaltılması gerekir. Özellikle aspirin ya da antikoagülan kullanımı, trombositlerin agregasyonunu azaltarak kanama zamanını uzatır. Kemoterapötik ilaçlar, kemik iliği depresyonu yaparak inflamatuar fazdaki

hücre proliferasyonunun bozulmasına neden olur. Ayrıca immün sistemi baskıladığı için özellikle açık İleri yaş: Yaşlanma ile birlikte dolaşımın yavaşlamasına bağlı olarak cildin kanlanmasında azalma olur, fibroblastların ve epitel hücrelerin proliferasyonu yavaşlar. Yapısal glikoproteinlerde azalma görülür, solunum sistemi fonksiyonları azalır. Tüm bu değişimler yara iyileşmesini olumsuz etkiler. 

Doku kuruluğu: Kuruluk sonucu, canlı dokularda nekroz gelişmeye başlar buØ da mikroorganizmalar için iyi bir besi yeri olur. Nekrotik dokuda kan dolaşımı olmadığı için antibiyotikler nekrotik dokuya ulaşamaz ve enfeksiyona yatkınlık artar. 

Lökositlerin derine göçü: Lökositler doku kuruluğu, hipotermi, antiseptikØ madde kullanımı gibi nedenlerden olumsuz etkilenir, mikroorganizma ile mücadele edemez. Bu nedenle lökositler, yaranın derinliklerine doğru göç ederek kendilerini korur. Bu durum bakterilerin üremesi için uygun ortam yaratır.yaralarda patojen mikroorganizmaların çoğalmasını kolaylaştırır.

Yetersiz beslenme etkileri: Yetersiz beslenen hastalarda çoğu zaman ciddi kas atrofisi meydana gelir. Hastaların subkutan dokularında azalmaya bağlı deri ve alttaki kemik arasında dolgu işlevi yapacak doku miktarı azalmıştır. Sonuçta basıncın etkileri bu tür dokular üzerinde daha fazla olur. Albumin ve total protein düzeyindeki düşüklük ödem ve dokulara giden oksijen düzeyinin azalmasına neden olur. Bu durum yara iyileşmesini güçleştirir.

Cilt Bakımı: Derinin temiz ve kuru olması esastır. Ter ve vücut sıvılarının ıslattığı katlanan bölgeler yumuşak sabun veya pH 5,5 uygun temizleyicilerle ılık su ile yıkanmalı, durulanmalıdır. Deri temizlenirken fazla bastırmadan nazikçe temizlenmeli ve yumuşak havlu ile tampon edilerek kurulanmalı, nemli bırakılmamalıdır. Lanolinli krem ve losyonlarla deriye masaj uygulanmalı, aşırı ovalama ve losyonun fazla uygulanması abrasyon, maserasyon ve ülserasyona yol açabilir. Asla talk pudrası ve alkollü kremler kullanılmamalıdır. İnkontinansı olan hastalar, sık aralarla (30 dk) kontrol edilmelidir. Kondom kateter, foley kateter, fekal ya da üriner kollektörler kullanılarak inkontinansı olan hastanın cildi korunabilir. Dışkılama sonrası perianal bölge yumuşak sabun ve ılık su ile temizlenmeli ve bu şekilde deri tahrişe karşı korunmalıdır. Eğer aşırı yara drenajı var ise uygun pansuman materyalleri ve yara drenaj setlerinin kullanılması ile drenaj kontrol altına alınabilir. Giyecekler ve çarşaflar daima temiz, kuru, kolay değiştirilebilen, gergin, hava dolaşımını sağlayan gözenekli dokunmuş kumaşlardan olmalıdır. Naylon gibi sentetik fibriller içeren kumaşlar nemi emmediği için zararlı olabilir. Giyeceklerde kat ve ek yeri, düğme, lastik ve bandaj bulunmamalı, kıyafetler fazla sıkı olmamalıdır. Riskli hastalarda ayak ve topukların korunması amacıyla yatak çarşafları veya battaniyenin ayaklara bası yapmamasına özen gösterilmelidir. Bu amaçla yatak çerçeveleri ya da ayak tahtası kullanılmalıdır.

Yara Örtülerinin Görevleri 

Sıvı kontrolü: Yaralı alanda epidermal tabakanın kendini hızla yenileyebilmesiØ için yaranın yeterince nemli olması gerekir. Yeterli nem yarada vaskülarizasyonu, makrofajların fagositik işlevini artırır. Yara örtüsü, bakteri penetrasyon riskini azaltmak ve bandajdan yara sıvısının sızmasını önlemek için yara salgısını emebilmeli ve kuru yaraya gerekli nemi sağlayabilmelidir. 

Koku giderilmesi: Yara çoğu zaman hoş olmayan zararlı bir koku üretir. BuØ koku oluştuğunda, yara örtüsü bu kokuyu kontrol altına alabilmelidir.

 Mikrobiyal kontrol: İltihaplı yaralar için bakterilerin uygun metotlarla kontrolØ altına alınması yaranın kapanmasında önemli bir faktördür. Bu özellikteki yara örtüleri bakterilerin kontrol altına alınmasını kolaylaştırarak tedavi sürecini olumlu yönde etkiler. 

Fiziksel bariyer: Yara örtüsü, yara yüzeyini atmosferden ayırarak bakteriØ bulaşmasını ve dokunun zarar görmesini engellemelidir. Ayrıca, yarayı travmalara karşı korumalıdır. 

Boşluk doldurucu: Derin oyuklu yaralarda, yaranın dolgu materyalleriyle açıkØ tutulması önemlidir. Böylece; yara iyileşme süreci dokunun altından üstüne doğru gerçekleşebilmekte ve tüm yara boşluğunun iyileşmeden yaranın gereksiz yere kapatılması önlenebilmektedir. 

Debridman: Ölü çürümüş dokuların uzaklaştırılması, normal yara iyileşmeØ sürecini kolaylaştırmaktadır.

Kanama etkisi: Ağır cerrahi yaralar ve travmatik yaralarda, kan kaybının önlenmesi için kanamanın mümkün olduğunca hızlı bir şekilde durdurulması önem taşır. Uygun yara örtüleri kan pıhtılaşmasına yardımcı olmaktadır

Düşük yapışkanlık: Yara örtüsünün tamamının veya bir kısmının yara yüzeyineØ yapışması en önemli sorunlardan birisidir. Çoğunlukla yara örtüsünün yara yüzeyine yapışması, yara örtüsünün çıkarılması esnasında travmaya neden olmaktadır. Düşük yapışkanlık özelliği gösteren yara örtüleri, yara örtüsünün yara yüzeyine yapışmasını azaltabilmekte veya ortadan kaldırabilmektedir. 

Yara izinin giderilmesi: Büyük yaralarda, yara izi oluşumu hastalar için estetikØ bakımından önemli bir sorundur. Yara izi oluşumunu azaltabilen veya önleyebilen yara örtüleri, hastaya büyük yarar sağlar. 

Metal iyon metabolizması: Demir, çinko, bakır, magnezyum, selenyum gibiØ birtakım metal iyonları hücresel aktivitede önemli rol oynar. Herhangi bir metal iyonunun eksikliği, yara iyileşmesini geciktirir. Sistematik olarak bu metal iyonlarının alınımından başka, uygun yara örtüleri kullanılarak da bu sorun giderilebilir. 

Yara iyileşmesinin hızlandırılması: Yara iyileşmesi, kompleks fizyolojik birØ süreçtir. Yara örtüleri, çoğunlukla yara iyileşme sürecinin hızı üzerinde küçük bir rol oynar. Bununla birlikte, bir takım etkenlerle kombine edildiğinde uygun yara örtüsü kullanımı yara iyileşme sürecini hızlandırabilir.

Yara Örtüsü Çeşitleri Modern yara örtüleri, genel olarak 5 ana grup altında sınıflandırılır. Bu ürünler, genellikle çeşitli fizyolojik yaralar üzerine farklı iyileşme süreçlerinde tek başlarına veya birkaçının kombinasyonu halinde uygulanmaktadır. Bunlar; alginat örtüleri, poliüretan filmler, hidrojel örtüler, hidrokoloid örtüleri ve köpüklerdir.

Alginat örtüler: Alginat lifleri, iyon değişim özelliğine sahiptir. Yara salgısı ile temas halinde, lifteki kalsiyum iyonları vücut sıvısındaki sodyum iyonlarıyla yer değiştirir. Bunun sonucunda, lifin bir bölümü sodyum alginat haline gelir. Sodyum alginat suda çözünebilme özelliğine sahiptir. Bu iyon değişimi, lifin şişmesini sağlar ve yara yüzeyinde jel oluşumuna neden olur. Bu eşsiz özelliğinden dolayı alginat lifleri “nemli iyileştirici” yara örtülerinin üretimi için ideal materyallerden birisi olarak görülmektedir.  Alginat örtüler yapışkan değildir ve kullanımı kolaydır. Ayrıca, örtü değiştirme sıklığını düşürür. Alginat örtüler, hidrofilik özellikte olduklarından, ağırlıklarının 20-30 katı kadar yara sıvısını absorbe eder. Bu yara örtüleri epitelizasyonu ve granülasyon doku oluşumunu artırmaktadır. 44 Alginat örtüler; kısmı ve tam kalınlıkta yaralarda, oyuk yaralarda, orta ve şiddetli sızıntılı yaralarda, enfeksiyonlu yaralarda kullanılır. Kuru yaralarda ise kurumayı önlemek için tamponlu ikinci bir örtü gerektirir. Bu yara örtülerinin pıhtılaşmaya katkısı vardır. Örtü tarafından serbest bırakılan kalsiyum iyonları, pıhtılaşmayı sağlayan protrombin maddesinin aktivasyonuna yardımcı olmaktadır. Alginat örtüleri, antibakteriyel özelliğe sahip olmamasına rağmen; bakteriler pasif olarak jel içerisinde hapsolabilmekte ve örtü değişimi ile uzaklaştırılabilmektedir.

Poliüretan filmler: Yara bakım materyallerinde yarı-geçirgen filmler (transparan filmler), havayla taşınan bakterilerin yaraya bulaşmasını önlemesine karşın yara ve ortam arasındaki gaz değişimine izin vermektedir. Filmlerin yarı- geçirgen yapısı, yüksek oranda nem buharının film boyunca iletilmesini sağlar; fakat yara salgısının absorbsiyonunu engeller. Bu nedenle, yarı geçirgen filmler daha çok kuru yaralarda kullanılmalıdır. Bu filmler; nispeten kullanışlıdır ve kullanım esnasında herhangi bir rahatsızlık yaratmaz. Saydam olduklarından yara bölgesi doğrudan gözlenir. Transparan filmler Yarı geçirgen film örtüler; cerrahi yaralarda, yüzeysel kısmı yanıklarda, bası yaralarında ve damar içi kateter bölgesinde kullanılabilir. Transparan film örtüler, nekrotik yaraların otolizine yardımcı olmaktadır. Bu yara örtüleri hafif ve esnektir; ayrıca yara yüzeyine iyi bir şekilde sarıldığından sürtünmeye karşı deri hasarını önlemek için de idealdir.

Hidrojel örtüler: Hidrojel örtüler, yüksek absorbsiyon kapasitesine sahiptir ve yara yüzeyine yapışmaz. Ağrı dindirici özelliği vardır. Hidrojeller, protein ve hücre gibi biyolojik bileşenleri iyi absorbe edemediğinden dolayı bakterilere karsı zayıf bariyer özelliğine sahiptir ve koruma amaçlı ikinci bir örtü gerektirir. Hidrojel örtüler, yaprak veya jel (amorf) formda bulunabilir. Günümüzde kullanılan yaprak formundaki hidrojeller, ideal yara örtüsü özelliklerinin çoğuna sahiptir. Ancak; yaprak formu hassas derinin zayıflamasına neden olabilir. Hidrojel örtüler, kuru yara yüzeyine uygulandıklarında, yarayı nemlendirerek yaranın iyileşmesi için nemli yara ortamı yaratmaktadır. Bu örtüler, kolaylıkla yara yatak bölgesinden ayrılır; çünkü örtü ve yara arasındaki nemli ara yüzey, örtünün yaraya yapışmasını önler. Ayrıca hidrojel örtülerle, yara yüzeyine yüzeysel olarak ilaç uygulanabilmekte ve jelin çapraz bağlanma derecesi kontrol edilerek ilacın yara bölgesine difüzyonu sağlanabilmektedir.  Yaprak formundaki hidrojel Amorf hidrojeller; üç boyutlu yapı gösteren yaprak hidrojellerden farklı olarak, kalın vizkoz (yapışkan) sıvılardır. Yara salgısını absorbladıklarında, bütün yapışkan özelliklerini kaybedene kadar şişerler. Amorf hidrojeller, çürük dokuların nem içeriğini ve kollajenaz üretimini artırarak hasarlı ve enfekte olmuş dokuların otoliz olmasını kolaylaştırırlar.

Hidrokoloid örtüler: Hidrokoloid yara örtüleri, hidrofil polimer taneciklerinden meydana gelmektedir. Yara sıvısı ile temas halindeki hidrofil tanecikler, yara sıvısını absorbe edip jel formuna dönüştürür ve örtü 7 gün boyunca yara üzerinde kalabilir. Hidrokoloid örtüler 46 Hidrokoloid örtüler, hem ıslak hem de kuru dokulara yapışma eğilimi gösterir. Bu ürünlerin her çeşidinin farklı absorpsiyon kapasiteleri vardır. Oldukça fazla miktarda yara sıvısını absorbe etmesinden dolayı, hidroaktif örtüler olarak da adlandırılır. Hidrokoloidler, epitelizasyon hızını ve kollajen üretimini arttırır. Bu örtülerin kullanımı kolaydır çünkü yaraya doğrudan yapıştığından ikinci bir örtü kullanımı gerektirmemektedir. Ağrıyı dindirir. Dış kaynaklı mikroorganizmaları ve yabancı maddeleri yara yatağının dışında tutar. Geleneksel örtülerden daha az örtü değişimi gerektirir. Kısmi veya tam yaralarda, hafif-orta sızdıran yaralarda kullanımı uygundur. Eğer uygun aralıklarla değiştirilmezse deriyi zayıflatabilir. Yapışkan çıkarma esnasında hassas deriye zarar verebilir.

Köpükler: Esnek ve yüksek absorbsiyon kapasitesine sahip gözenekli materyallerdir. Köpük örtüler, yara sıvısının sızmasını önlemek ve bakterilerin penetrasyonunu engeler. Poliüretan ve silikon bazlı olabilirler. Köpük örtüler Bu örtüler, gaz geçişine izin verirler ve yapışmazlar. Dışarıdan sıvı geçirmezler. Köpük örtüler, uygulama rahatlığı sağlayan adeziv yüzey özelliği gösterirler ve kolay çıkarılır. Termal izolasyon sağlar ve nemi korur. Yara oyuğu içine konulduklarında tam uyum sağlar ve zamanla şişerek genişler. Oyuk içinde şişen köpük yara duvarlarına hafif bir basınç yaparak yara çevresindeki ödemi azaltır ve granülasyon dokusunun oluşumunu hızlandırır. Nekrotik yaralarda ve orta derecede sızdıran tam yaralarda kullanılır. Kuru ve kabuklu yaralar için kullanımı uygun değildir.

PANSUMANLAR

Pansuman; yarayı dış etkenlerden koruyan, sekresyonu ortamdan uzaklaştıran, kanama bölgesine basınç uygulayan, ilaçların uygulanmasını kolaylaştıran, yaralı bölgenin anatomik pozisyonunu koruyan aseptik malzemeler ile yapılan işlemdir.

Pansuman ve Pansuman Yapmanın Amaçları: Pansuman, yarayı dış etkenlerden koruyarak yaranın iyileşme sürecini hızlandırır. Mikroorganizmaların çoğalması için uygun ortam sağlayan olumsuz koşulların oluşmasını önleyerek, canlı hücrelerin yaşamasına ve çoğalmasına yardım eder. Kapalı pansumanlar, yara ile dış ortam ilişkisini kestiği gibi bölgeye belirli bir miktar basınç uygular. Bu basınç, ameliyat yerinden sızabilecek kanamayı durdurur, hasta giysilerinin ve yatağının sızıntı ile kirlenmesini önler. Islak pansumanlar, yaradan ısı ve sıvı kaybını azaltarak, yara bölgesinin nemini korur, dokuların kurumasını önler. Yapılan pansuman ve sargılar vücut bölümlerinin farklı pozisyonlarda sabit durmasını sağlar

Pansumanın amacı:  Yarayı dış etkenlerden ve enfeksiyonlardan korumak,Ø  Yarada bulunan akıntıyı emmek ve uzaklaştırmak,Ø  Kanamayı durdurmak,Ø  Yaraya ilaç uygulamak,Ø  Yara ve çevresindeki dokuyu desteklemek,Ø  Ağrıyı azaltmak ve ısı kaybını önlemek,Ø  Nemli ortam sağlamak, ödemi önlemek,Ø  İyileşme sürecini hızlandırmaktır.

Koruyucu Pansuman Koruyucu pansuman; yarayı dış ortamdan korumak için yara yüzeyinin ya da yara üzerine yerleştirilen nemlendirici materyalin, su geçirmez malzeme ile kaplanmasıyla yapılan pansumandır. Bu pansumanın uygulandığı yaralarda kanama ve akıntı olmadığı için pansuman malzemesinde emici özellik aranmaz.

Emici Pansuman Emici pansuman; yaradan gelen akıntının emilmesini sağlamak için yara yüzeyinin emici, kuru malzeme ile kapatılmasıdır. Yumuşak sargılar da emici pansumanlar özelliği sağlar.

Basınçlı Pansuman Basınçlı pansuman; kanamayı durdurmak, ödemi azaltmak, yaradaki ölü boşluğu kapatmak için yara yüzeyinin basınç yapan malzeme ile kapatılmasıdır. Basınç, yaranın her yerine eşit olarak uygulanır. Basınçlı pansuman, ekstremiteye uygulanacaksa pansuman distalden başlayıp yaranın proksimaline doğru yapılır. Uygulanacak olan basınç, kan dolaşımını engellemeyecek derecede olmalıdır.

Kuru Pansuman Kuru pansuman; epidermisin sağlam olduğu ve pansuman malzemesinin yaraya yapışma ihtimalinin olmadığı yaralarda uygulanır. Akıntılı yarada, akıntının emilmesi, kan damarlarının uçlarına basınç yapılması amacıyla da kullanılır. Örnek, küçük kesik üzerini gazlı bez ile kapatmak vb.

Islak Pansuman Yaranın, nemli kalması isteniyorsa yaraya sıvı bir ilaç ya da antiseptik uygulanacaksa ıslak pansuman uygulanır. Islak pansumanın en az iki saatte bir değiştirilmesi gerekir. Bu sayede yara iyileşmesi de hızlanır.

Garrel Pansuman Garrel pansuman, yaralı bölgeyi devamlı ya da belirli aralıklarla uygun antiseptik veya ilaçla yıkamak amacıyla kullanılan pansumandır.

Pansumanda Kullanılan Dezenfektan ve Antiseptikler Özel kullanış yerlerine sahip, selektiflikleri genellikle düşük olan antimikrobik ilaçlardır. Çoğu bakterisit, bazıları ise bakteriostatik etki gösterir. Etkileri sistemik antibiyotiklerden daha çabuk başlar. Uygulandıkları yerdeki mikroorganizmaların sayısını azaltmak veya yok etmek amacıyla kullanılırlar. Antimikrobik etki spektrumları geniştir Bakteriler, funguslar, viruslar üzerine etkilidir. Selektiflikleri düşük olduğu için konakçı hücresi ve dokusu üzerine de toksik etkileri vardır.

Antiseptik: Cilt ve dışarı açılan boşlukların mukozalarına uygulanır. 

Dezenfektan: Cansız cisimler (cerrahi alet, eşyalar) veya vücuttan atılanØ boşaltılar (feçes, idrar) üzerine uygulanır. Çok toksik olmayan bazı dezenfektanlar antiseptik olarak da kullanılırlar. 

Jermisid: Antiseptik ve dezenfektan olarak kullanılan maddelerin genel adıdır.

Dezenfektan ve antiseptiklerin kullanılış yerleri şunlardır:  Cilt enfeksiyonlarının tedavisi,·  Yara, sıyrık ve kesiklerde enfeksiyonların önlenmesi, enfeksiyon gelişmiş· ise tedavisi,  Cerrahi girişimden önce cildin temizlenmesi,·  Vücut dışına açılan mukozalı boşluklarda gelişen enfeksiyonların· profilaksisi ve tedavisi,  Cerrahi girişimden önce cerrahın ve yardımcılarının el vs. temizliği için· kullanılır.

Benzalkonyum kloroid (zefiran)  Antiseptik ve dezenfektan olarak kullanılabilir.·  Gram pozitif ve bazı gram negatif bakterilere etkilidir.·  Zefiran mikroorganizmalarla kontaminasyona eğilimlidir.·  Zefiran günümüzde kullanılması önerilmeyen bir solüsyondur.

Povidon-iyodin (batikon-betadin)  Geniş spektrumlu bir antiseptiktir.· 55  Sporlara da etkili olduğu bilinmektedir.·  Preoperatif cilt temizliğinde ve yanık tedavisinde kullanılır.

Heksaklorofen  Antiseptik bir solüsyondur. Etkisi bakteriostatiktir.·  %3 oranında hekzaklorofen içeren solüsyonlar cilt temizliğinde kullanılır.·  Deri el antisepsisi için el kremlerine ve sabunlara katılır.·  Heksaklorofenin en önemli özelliği ciltten absorbe olmasıdır.

Merbromin (mersol)  Bakteriostatik özelliği olan bir antiseptiktir.·  %2’lik solüsyonu cilt için, %1’lik solüsyonu ise mukozalara· kullanılabilir

Gümüş nitrat  Antibakteriyel etkili bir solüsyondur.·  Gümüş nitrat geniş bir bölgeye uygulandığında vücuttan klorür ve· sodyum kaybına neden olur.  Mukozaya uygulanmasında irritan etki yapar.·  Gümüş nitratın yakıcı etkisinden yararlanarak küçük yaralar tedavi· edilebilir.

Formaldehit  Güçlü bir dezenfektandır.·  Bakterilere, funguslara, virüslere ve sporlara etkilidir.·  Gaz halindedir. Buharının inhalasyonu gözde ve solunum sisteminde· irritasyon yapar.  Cilde uygulandığında duyarlılık reaksiyonları oluşur.

Klorheksidin (savlon)  %1.5’lik klorheksidin ve %15’lik setrimit maddelerinin karışımı olan· antiseptik ve dezenfektan özellikte bir solüsyondur.  Toksik değildir.·  Gram (-) ve gram (+) bakterilere bakterisit etkilidir.·  Antiseptik ve dezenfektan olarak 1/100’lük solüsyonu önerilir.·  Kirli aletlerin dezenfeksiyonunda 1/30’luk solüsyonu önerilir.

Sodyum hipoklorit (çamaşır suyu)  %0.5-1’lik oranında dezenfektan olarak kullanılır.·  Özellikle hepatit ve AIDS virüslerine etkili olduğu gösterilmiştir.

Rivanol  Toz şeklindedir.·  Koklara etkilidir.·  Sudaki 1/1000’lik çözeltisi ağız, boğaz mukozası ve yaralar için· antiseptik olarak kullanılır. Oturma banyolarında da kullanılır.

Glutaraldehit (cidex)  Kauçuk ve plastik gibi aletlerin sterilizasyonu için kullanılır.·  Glutaraldehit ciltte temas dermatiti yaptığından antiseptik olarak· kullanılmaz.

İzopropil alkol  %70’lik ve daha yoğun eriyikleri etil alkolden daha güçlü bakterisit· etkiye sahiptir.  Alkol vegetatif bakterileri süratle öldürürse de spor, virüs ve mantar· üzerine etkili değildir.  Uygulandığı yerde daha güçlü vazodilatasyon yaptığından kanamaya· eğilim artar.

Pansuman Yapmada Genel Kurallar 

Eller yıkanır, insizyon bölgesindeki kirli pedleri çıkarmak için non steril· eldiven giyilir,  Kirli pedler çıkarıldıktan sonra eller tekrar yıkanıp mutlaka steril eldiven· giyilir,  Her zaman steril gazlı bez kullanılır,·  Yara silmede antiseptik solüsyonlar (povidon iyot) kullanılır,·  Eğer yara kirli ve enfekte ise etrafı antiseptik solüsyonlarla (povidon· iyotla) silindikten sonra yara %0,9’luk NaCl ile temizlenir,  Her insizyon hattı için ayrı gazlı bez kullanılır,·  Pansuman yukarıdan aşağıya ve ya merkezden çevreye tek bir yönde· silinir,  Her temizlemeden sonra kirli materyal ortamdan uzaklaştırılır ve tüm· kirli materyaller enfekte atık çöpüne atılır.  Yara her açıldığında enfeksiyon, hematom ve gerginlik yönünden kontrol· edilir,  Temiz yaralar 2-3 gün sonra açık bırakılır,·  Pansumanlar her zaman temiz tutulmalıdır.

Sargıların Kullanılması Sonrası Ortaya Çıkabilecek Komplikasyonlar  Sargıların çok sıkı olması yüzeysel kan ve lenf dolaşımını zorlaştırır. YüzeyselØ kan ve lenf dolaşımı zorlaşınca kılcal damar ve lenf yollarından hücreler arasına kan sıvısı ve lenf sıvısı sızar. Bu da kalpten uzaktaki vücut bölümünde şişliğe yol açar.  Sıkı sargılar dolaşımı etkiler ve doku beslenmesini bozar.Ø  Gevşek sarılan sargılar da pansumanın yara üzerinden kaymasına, yaranınØ açıkta kalmasına ve enfekte olmasına yol açar.

 

  1. YARA VE YARA BAKIMI

Yara, herhangi bir nedenle deri ve doku bütünlüğünün bozulması olarak tanımlanabilir. Fiziksel ve kimyasal nedenlerle deri, kas, kemik, damar, sinir vb. yapıların bütünlüğünün bozulması, tahrip olması, dokunun fizyolojik özelliklerinin geçici bir süreyle veya tamamen kaybolmasına yaralanma denir. Yaralanmalarda derinin koruma özelliği bozulacağından enfeksiyon riski de artar. Yara bakımının amacı, kirli ve enfekte yaraları iyileşmeye hazırlamak için temizlemek ve normal iyileşme gerçekleşinceye kadar yaranın temiz kalmasını sağlamaktır. Yara bakımı ve pansumanın tipi; yaranın türü, genişliği ve özelliğine göre değişir.

Yara Çeşitleri Yaralar;

Görünümüne, oluş nedenine, patojen mikroorganizma ile kirlenme durumuna göre farklı biçimlerde sınıflandırılır. Yaranın sınıflandırılması yaranın değerlendirilmesini kolaylaştırır ve olası risklerin önceden fark edilmesini sağlar

Deri bütünlüğüne göre yaralar, açık ve kapalı yara şeklinde sınıflandırılır.

Açık yaralar: Deri ve derialtı dokular zedelenmiş ve deri bütünlüğü değişik boyutlarda hasar görmüş yaralardır.

Kapalı yaralar: Künt travmalar sonucu oluşan, deri bütünlüğünün bozulmadığı yaralardır. Kapalı yaralar aşağıdaki şekilde sınıflandırılır.

Patojen Mikroorganizmalar ile Kirlenme Durumuna Göre Yaralar

Temiz yara: Üzerinde patojen mikroorganizma olmayan yaralardır. Doku kaybı ve enfeksiyon olmayan, yara kenarları birleşen, minimal skar dokusu gelişen yaralar, temiz yaradır.

Kirli yara: İçerisinde patojen mikroorganizmaların bulunduğu yaralardır. Yarada; kızarıklık, ağrı, akıntı, kötü koku vb. enfeksiyon belirtileri görülür.

Zamanına Göre Yaralar

Akut yaralar: Normal koşullarda beklenen sürede iyileşen yaradır. Bu tip yaralarda iyileşmeyi engelleyen herhangi bir faktör (hastalıklar, yaş vb.) yoksa iyileşme devamlıdır.

Kronik yara: Kronik yara, yaklaşık üç ay içerisinde kapanmayan yaradır. Yara sürekli tekrarlar. Yaranın iyileşmesini engelleyen lokal veya sistemik bir faktör vardır (örneğin, dekübitus ülserleri).

Yara Bakımında Temel İlkeler 

Hastanın genel durumunu düzeltmek,Ø  Yara yüzeyindeki basıncı kaldırmak,Ø  Yarayı nemli tutmak,Ø  Uygun ve steril pansuman malzemeleriyle gerekli olduğu takdirde yaradakiØ nekrotik dokunun temizlenmesi, yara ve çevresinin yara merkezinden başlanarak etrafa doğru antiseptik solüsyon ile silmek,  Enfeksiyonla mücadele etmek,Ø  Gerektiğinde steril gazlı bez veya cerrahi biyolojik örtüler ile kapatmak,Ø  Yara ısısını sabit tutmak,Ø  Kan değerlerinin takibini yapmak,Ø  Yarayı her gün açarak enfeksiyon, serozite ve hematom açısındanØ değerlendirmek.

 Yara İyileşmesini Geciktiren Etkenler

Yara iyileşmesini geciktiren etkenler aşağıda verilmiştir: 

Kanlanma: Yeterince kan akımı olmayan bir yara iyi beslenemediğindenØ dolayı iyileşmesi gecikir, enfeksiyon kapma ve nekroze olma (doku ölümü) tehlikesi artar. Cerrahi uygulama esnasında lokal damarlara zarar verilmemesi iyileşmeyi hızlandırır. İleri yaş ve sigara kullanımı kanlanmayı bozduğundan yara iyileşmesini geciktirir.

Enfeksiyon: Yaraya bakteriler dışarıdan ya da kan yoluyla gelirler.Ø Ameliyathane şartlarında bile her yara bir dereceye kadar kontaminedir. Her kontamine yara enfekte olmaz. Bir gram dokuda 100 000’den fazla bakteri varsa yarada enfeksiyon ihtimali % 50’dir. Enfeksiyon yara iyileşmesinde ciddi gecikmelere neden olur. Enfeksiyona direnci bozan lokal yara faktörleri; yabancı cisimler, ölü dokular, şiddetli travmatize dokular, aşırı gergin kapanma, radyasyon, hematom, ölü boşluk ve uygun olmayan sütur materyalleridir.

Doku tipi: Deri, bağırsak, mesane, vajina gibi dokuların iyileşme potansiyeliØ çok yüksekken; sinir, fasya gibi dokular çok geç iyileşir

Travma: Yara yeri üzerine travma iyileşmeyi olumsuz etkiler. Bu nedenle yaraØ yeri yeterli süre kapalı tutularak olası travmaların etkisi azaltılmalıdır. 

Yabancı cisim: Yabancı cisimler dokuda reaksiyona yol açarak iyileşmeyiØ geciktirir. Yabancı cisimler; küçük taş, cam, tahta, toz, toprak parçalarıdır. Kontamine yaralardaki yabancı cisimlerin temizlenmesi bakterilerin azalmasını sağlamaktadır. 

Radyasyon: Radyasyona maruz kalındığında hücrelerin çoğalma ve sentezØ kabiliyeti bozulmakta dolayısıyla iyileşme gecikmektedir. Radyasyon, yara iyileşmesinin inflamasyon döneminde çok az değişikliğe yol açar. Proliferasyon fazında ise hem kapiller hem de fibroblastik hücre yapımını engeller. 

Isı kaybı: Açık yaralarda, radyasyon ve buharlaşma yoluyla ısı kaybı olur. IsıØ kaybı da yeni hücre oluşmasını ve çoğalmasını olumsuz etkiler ve doku onarımı yavaşlar. Ayrıca, hipotermi lokal direnci düşürdüğü için enfeksiyon gelişme riski artar. 

Uygunsuz örtü ve sargılar: Uygun olmayan örtü ve sargıların kullanımıØ dolaşımı bozabilir veya epitelizasyonu kaldırabilir. Bu da yara iyileşmesinin gecikmesine neden olur.  Malnütrisyon: Yara iyileşmesinde önemli bir faktör de yeterli miktardaØ protein, vitamin ve minerallerin alınmasıdır. Yeni doku oluşumu için protein içerikli beslenme önemlidir. Proteinler yeniden damarlanma, lenfosit oluşumu ve kollajen sentezi için gereklidir. Protein eksikliğinde inflamasyon fazı uzar. Yara iyileşmesi için metionin, sistin, sistein ve arjinin gibi aminoasitler hayati önem taşırlar. Karbonhidratlar ve yağlar, hücrenin enerji kaynağıdır. Hücre sentezinde özellikle hücre membranı sentezinde yağların rolü büyüktür. Eksiklikleri yara iyileşmesini olumsuz etkiler. Sodyum, potasyum, kalsiyum, klor, fosfor, çinko ve magnezyumun eksikliği kollajen sentezinde bozukluklara sebep olur ve iyileşmeyi olumsuz etkiler. Çinko yetersizliğinde epitel hücreleri ve fibroblastlar göç edebilirler fakat çoğalamazlar. Sonuçta epitelizasyon oluşmaz ve kollajen üretimi yara kenarlarını bir arada tutacak yeterli düzeye ulaşamaz. Yüksek çinko konsantrasyonu yara iyileşmesi için zararlı olabilir. A, C, B, E, D gibi vitaminler de yara iyileşmesi için gereklidir. Ancak yüksek dozda vitamin E, yara iyileşmesi ve kollajen üretimini belirgin olarak yavaşlatır. Yüksek doz A vitamini, enflamasyonu artırır. Vitamin C, kollajen sentezi için gereklidir.

Dolaşım bozuklukları: Kan dolaşımının iyi olmaması yara bölgesine yeterli kanın dolayısıyla yeterli oksijenin gitmesine engel olmaktadır.  Hormonlar: Yara iyileşmesinde tiroid, hipofiz ve pankreas hormonları etkilidir.Ø Kortikosteroidler, inflamatuar hücre sayısını azaltır, sekonder enfeksiyon riskini arttırır

Kronik hastalıklar: Diyabet, dolaşım hastalıkları, karaciğer, böbrek yetmezliğiØ gibi sistemik hastalıklar ile anemi ve kanser gibi hastalıklar yara iyileşmesini geciktirir. 

İlaçlar: Kortizon, kemoterapötik ve antimetabolit gibi ilaçlar yara iyileşmesiØ üzerinde olumsuz etkiye sahiptir. Steroid tedavisinin vücut direncini baskılayıcı bir etkisi vardır. İyileşme sürecini olumsuz etkileyebileceğinden steroid dozunun azaltılması gerekir. Özellikle aspirin ya da antikoagülan kullanımı, trombositlerin agregasyonunu azaltarak kanama zamanını uzatır. Kemoterapötik ilaçlar, kemik iliği depresyonu yaparak inflamatuar fazdaki

hücre proliferasyonunun bozulmasına neden olur. Ayrıca immün sistemi baskıladığı için özellikle açık İleri yaş: Yaşlanma ile birlikte dolaşımın yavaşlamasına bağlı olarak cildin kanlanmasında azalma olur, fibroblastların ve epitel hücrelerin proliferasyonu yavaşlar. Yapısal glikoproteinlerde azalma görülür, solunum sistemi fonksiyonları azalır. Tüm bu değişimler yara iyileşmesini olumsuz etkiler. 

Doku kuruluğu: Kuruluk sonucu, canlı dokularda nekroz gelişmeye başlar buØ da mikroorganizmalar için iyi bir besi yeri olur. Nekrotik dokuda kan dolaşımı olmadığı için antibiyotikler nekrotik dokuya ulaşamaz ve enfeksiyona yatkınlık artar. 

Lökositlerin derine göçü: Lökositler doku kuruluğu, hipotermi, antiseptikØ madde kullanımı gibi nedenlerden olumsuz etkilenir, mikroorganizma ile mücadele edemez. Bu nedenle lökositler, yaranın derinliklerine doğru göç ederek kendilerini korur. Bu durum bakterilerin üremesi için uygun ortam yaratır.yaralarda patojen mikroorganizmaların çoğalmasını kolaylaştırır.

Yetersiz beslenme etkileri: Yetersiz beslenen hastalarda çoğu zaman ciddi kas atrofisi meydana gelir. Hastaların subkutan dokularında azalmaya bağlı deri ve alttaki kemik arasında dolgu işlevi yapacak doku miktarı azalmıştır. Sonuçta basıncın etkileri bu tür dokular üzerinde daha fazla olur. Albumin ve total protein düzeyindeki düşüklük ödem ve dokulara giden oksijen düzeyinin azalmasına neden olur. Bu durum yara iyileşmesini güçleştirir.

Cilt Bakımı: Derinin temiz ve kuru olması esastır. Ter ve vücut sıvılarının ıslattığı katlanan bölgeler yumuşak sabun veya pH 5,5 uygun temizleyicilerle ılık su ile yıkanmalı, durulanmalıdır. Deri temizlenirken fazla bastırmadan nazikçe temizlenmeli ve yumuşak havlu ile tampon edilerek kurulanmalı, nemli bırakılmamalıdır. Lanolinli krem ve losyonlarla deriye masaj uygulanmalı, aşırı ovalama ve losyonun fazla uygulanması abrasyon, maserasyon ve ülserasyona yol açabilir. Asla talk pudrası ve alkollü kremler kullanılmamalıdır. İnkontinansı olan hastalar, sık aralarla (30 dk) kontrol edilmelidir. Kondom kateter, foley kateter, fekal ya da üriner kollektörler kullanılarak inkontinansı olan hastanın cildi korunabilir. Dışkılama sonrası perianal bölge yumuşak sabun ve ılık su ile temizlenmeli ve bu şekilde deri tahrişe karşı korunmalıdır. Eğer aşırı yara drenajı var ise uygun pansuman materyalleri ve yara drenaj setlerinin kullanılması ile drenaj kontrol altına alınabilir. Giyecekler ve çarşaflar daima temiz, kuru, kolay değiştirilebilen, gergin, hava dolaşımını sağlayan gözenekli dokunmuş kumaşlardan olmalıdır. Naylon gibi sentetik fibriller içeren kumaşlar nemi emmediği için zararlı olabilir. Giyeceklerde kat ve ek yeri, düğme, lastik ve bandaj bulunmamalı, kıyafetler fazla sıkı olmamalıdır. Riskli hastalarda ayak ve topukların korunması amacıyla yatak çarşafları veya battaniyenin ayaklara bası yapmamasına özen gösterilmelidir. Bu amaçla yatak çerçeveleri ya da ayak tahtası kullanılmalıdır.

Yara Örtülerinin Görevleri 

Sıvı kontrolü: Yaralı alanda epidermal tabakanın kendini hızla yenileyebilmesiØ için yaranın yeterince nemli olması gerekir. Yeterli nem yarada vaskülarizasyonu, makrofajların fagositik işlevini artırır. Yara örtüsü, bakteri penetrasyon riskini azaltmak ve bandajdan yara sıvısının sızmasını önlemek için yara salgısını emebilmeli ve kuru yaraya gerekli nemi sağlayabilmelidir. 

Koku giderilmesi: Yara çoğu zaman hoş olmayan zararlı bir koku üretir. BuØ koku oluştuğunda, yara örtüsü bu kokuyu kontrol altına alabilmelidir.

 Mikrobiyal kontrol: İltihaplı yaralar için bakterilerin uygun metotlarla kontrolØ altına alınması yaranın kapanmasında önemli bir faktördür. Bu özellikteki yara örtüleri bakterilerin kontrol altına alınmasını kolaylaştırarak tedavi sürecini olumlu yönde etkiler. 

Fiziksel bariyer: Yara örtüsü, yara yüzeyini atmosferden ayırarak bakteriØ bulaşmasını ve dokunun zarar görmesini engellemelidir. Ayrıca, yarayı travmalara karşı korumalıdır. 

Boşluk doldurucu: Derin oyuklu yaralarda, yaranın dolgu materyalleriyle açıkØ tutulması önemlidir. Böylece; yara iyileşme süreci dokunun altından üstüne doğru gerçekleşebilmekte ve tüm yara boşluğunun iyileşmeden yaranın gereksiz yere kapatılması önlenebilmektedir. 

Debridman: Ölü çürümüş dokuların uzaklaştırılması, normal yara iyileşmeØ sürecini kolaylaştırmaktadır.

Kanama etkisi: Ağır cerrahi yaralar ve travmatik yaralarda, kan kaybının önlenmesi için kanamanın mümkün olduğunca hızlı bir şekilde durdurulması önem taşır. Uygun yara örtüleri kan pıhtılaşmasına yardımcı olmaktadır

Düşük yapışkanlık: Yara örtüsünün tamamının veya bir kısmının yara yüzeyineØ yapışması en önemli sorunlardan birisidir. Çoğunlukla yara örtüsünün yara yüzeyine yapışması, yara örtüsünün çıkarılması esnasında travmaya neden olmaktadır. Düşük yapışkanlık özelliği gösteren yara örtüleri, yara örtüsünün yara yüzeyine yapışmasını azaltabilmekte veya ortadan kaldırabilmektedir. 

Yara izinin giderilmesi: Büyük yaralarda, yara izi oluşumu hastalar için estetikØ bakımından önemli bir sorundur. Yara izi oluşumunu azaltabilen veya önleyebilen yara örtüleri, hastaya büyük yarar sağlar. 

Metal iyon metabolizması: Demir, çinko, bakır, magnezyum, selenyum gibiØ birtakım metal iyonları hücresel aktivitede önemli rol oynar. Herhangi bir metal iyonunun eksikliği, yara iyileşmesini geciktirir. Sistematik olarak bu metal iyonlarının alınımından başka, uygun yara örtüleri kullanılarak da bu sorun giderilebilir. 

Yara iyileşmesinin hızlandırılması: Yara iyileşmesi, kompleks fizyolojik birØ süreçtir. Yara örtüleri, çoğunlukla yara iyileşme sürecinin hızı üzerinde küçük bir rol oynar. Bununla birlikte, bir takım etkenlerle kombine edildiğinde uygun yara örtüsü kullanımı yara iyileşme sürecini hızlandırabilir.

Yara Örtüsü Çeşitleri Modern yara örtüleri, genel olarak 5 ana grup altında sınıflandırılır. Bu ürünler, genellikle çeşitli fizyolojik yaralar üzerine farklı iyileşme süreçlerinde tek başlarına veya birkaçının kombinasyonu halinde uygulanmaktadır. Bunlar; alginat örtüleri, poliüretan filmler, hidrojel örtüler, hidrokoloid örtüleri ve köpüklerdir.

Alginat örtüler: Alginat lifleri, iyon değişim özelliğine sahiptir. Yara salgısı ile temas halinde, lifteki kalsiyum iyonları vücut sıvısındaki sodyum iyonlarıyla yer değiştirir. Bunun sonucunda, lifin bir bölümü sodyum alginat haline gelir. Sodyum alginat suda çözünebilme özelliğine sahiptir. Bu iyon değişimi, lifin şişmesini sağlar ve yara yüzeyinde jel oluşumuna neden olur. Bu eşsiz özelliğinden dolayı alginat lifleri “nemli iyileştirici” yara örtülerinin üretimi için ideal materyallerden birisi olarak görülmektedir.  Alginat örtüler yapışkan değildir ve kullanımı kolaydır. Ayrıca, örtü değiştirme sıklığını düşürür. Alginat örtüler, hidrofilik özellikte olduklarından, ağırlıklarının 20-30 katı kadar yara sıvısını absorbe eder. Bu yara örtüleri epitelizasyonu ve granülasyon doku oluşumunu artırmaktadır. 44 Alginat örtüler; kısmı ve tam kalınlıkta yaralarda, oyuk yaralarda, orta ve şiddetli sızıntılı yaralarda, enfeksiyonlu yaralarda kullanılır. Kuru yaralarda ise kurumayı önlemek için tamponlu ikinci bir örtü gerektirir. Bu yara örtülerinin pıhtılaşmaya katkısı vardır. Örtü tarafından serbest bırakılan kalsiyum iyonları, pıhtılaşmayı sağlayan protrombin maddesinin aktivasyonuna yardımcı olmaktadır. Alginat örtüleri, antibakteriyel özelliğe sahip olmamasına rağmen; bakteriler pasif olarak jel içerisinde hapsolabilmekte ve örtü değişimi ile uzaklaştırılabilmektedir.

Poliüretan filmler: Yara bakım materyallerinde yarı-geçirgen filmler (transparan filmler), havayla taşınan bakterilerin yaraya bulaşmasını önlemesine karşın yara ve ortam arasındaki gaz değişimine izin vermektedir. Filmlerin yarı- geçirgen yapısı, yüksek oranda nem buharının film boyunca iletilmesini sağlar; fakat yara salgısının absorbsiyonunu engeller. Bu nedenle, yarı geçirgen filmler daha çok kuru yaralarda kullanılmalıdır. Bu filmler; nispeten kullanışlıdır ve kullanım esnasında herhangi bir rahatsızlık yaratmaz. Saydam olduklarından yara bölgesi doğrudan gözlenir. Transparan filmler Yarı geçirgen film örtüler; cerrahi yaralarda, yüzeysel kısmı yanıklarda, bası yaralarında ve damar içi kateter bölgesinde kullanılabilir. Transparan film örtüler, nekrotik yaraların otolizine yardımcı olmaktadır. Bu yara örtüleri hafif ve esnektir; ayrıca yara yüzeyine iyi bir şekilde sarıldığından sürtünmeye karşı deri hasarını önlemek için de idealdir.

Hidrojel örtüler: Hidrojel örtüler, yüksek absorbsiyon kapasitesine sahiptir ve yara yüzeyine yapışmaz. Ağrı dindirici özelliği vardır. Hidrojeller, protein ve hücre gibi biyolojik bileşenleri iyi absorbe edemediğinden dolayı bakterilere karsı zayıf bariyer özelliğine sahiptir ve koruma amaçlı ikinci bir örtü gerektirir. Hidrojel örtüler, yaprak veya jel (amorf) formda bulunabilir. Günümüzde kullanılan yaprak formundaki hidrojeller, ideal yara örtüsü özelliklerinin çoğuna sahiptir. Ancak; yaprak formu hassas derinin zayıflamasına neden olabilir. Hidrojel örtüler, kuru yara yüzeyine uygulandıklarında, yarayı nemlendirerek yaranın iyileşmesi için nemli yara ortamı yaratmaktadır. Bu örtüler, kolaylıkla yara yatak bölgesinden ayrılır; çünkü örtü ve yara arasındaki nemli ara yüzey, örtünün yaraya yapışmasını önler. Ayrıca hidrojel örtülerle, yara yüzeyine yüzeysel olarak ilaç uygulanabilmekte ve jelin çapraz bağlanma derecesi kontrol edilerek ilacın yara bölgesine difüzyonu sağlanabilmektedir.  Yaprak formundaki hidrojel Amorf hidrojeller; üç boyutlu yapı gösteren yaprak hidrojellerden farklı olarak, kalın vizkoz (yapışkan) sıvılardır. Yara salgısını absorbladıklarında, bütün yapışkan özelliklerini kaybedene kadar şişerler. Amorf hidrojeller, çürük dokuların nem içeriğini ve kollajenaz üretimini artırarak hasarlı ve enfekte olmuş dokuların otoliz olmasını kolaylaştırırlar.

Hidrokoloid örtüler: Hidrokoloid yara örtüleri, hidrofil polimer taneciklerinden meydana gelmektedir. Yara sıvısı ile temas halindeki hidrofil tanecikler, yara sıvısını absorbe edip jel formuna dönüştürür ve örtü 7 gün boyunca yara üzerinde kalabilir. Hidrokoloid örtüler 46 Hidrokoloid örtüler, hem ıslak hem de kuru dokulara yapışma eğilimi gösterir. Bu ürünlerin her çeşidinin farklı absorpsiyon kapasiteleri vardır. Oldukça fazla miktarda yara sıvısını absorbe etmesinden dolayı, hidroaktif örtüler olarak da adlandırılır. Hidrokoloidler, epitelizasyon hızını ve kollajen üretimini arttırır. Bu örtülerin kullanımı kolaydır çünkü yaraya doğrudan yapıştığından ikinci bir örtü kullanımı gerektirmemektedir. Ağrıyı dindirir. Dış kaynaklı mikroorganizmaları ve yabancı maddeleri yara yatağının dışında tutar. Geleneksel örtülerden daha az örtü değişimi gerektirir. Kısmi veya tam yaralarda, hafif-orta sızdıran yaralarda kullanımı uygundur. Eğer uygun aralıklarla değiştirilmezse deriyi zayıflatabilir. Yapışkan çıkarma esnasında hassas deriye zarar verebilir.

Köpükler: Esnek ve yüksek absorbsiyon kapasitesine sahip gözenekli materyallerdir. Köpük örtüler, yara sıvısının sızmasını önlemek ve bakterilerin penetrasyonunu engeler. Poliüretan ve silikon bazlı olabilirler. Köpük örtüler Bu örtüler, gaz geçişine izin verirler ve yapışmazlar. Dışarıdan sıvı geçirmezler. Köpük örtüler, uygulama rahatlığı sağlayan adeziv yüzey özelliği gösterirler ve kolay çıkarılır. Termal izolasyon sağlar ve nemi korur. Yara oyuğu içine konulduklarında tam uyum sağlar ve zamanla şişerek genişler. Oyuk içinde şişen köpük yara duvarlarına hafif bir basınç yaparak yara çevresindeki ödemi azaltır ve granülasyon dokusunun oluşumunu hızlandırır. Nekrotik yaralarda ve orta derecede sızdıran tam yaralarda kullanılır. Kuru ve kabuklu yaralar için kullanımı uygun değildir.

PANSUMANLAR

Pansuman; yarayı dış etkenlerden koruyan, sekresyonu ortamdan uzaklaştıran, kanama bölgesine basınç uygulayan, ilaçların uygulanmasını kolaylaştıran, yaralı bölgenin anatomik pozisyonunu koruyan aseptik malzemeler ile yapılan işlemdir.

Pansuman ve Pansuman Yapmanın Amaçları: Pansuman, yarayı dış etkenlerden koruyarak yaranın iyileşme sürecini hızlandırır. Mikroorganizmaların çoğalması için uygun ortam sağlayan olumsuz koşulların oluşmasını önleyerek, canlı hücrelerin yaşamasına ve çoğalmasına yardım eder. Kapalı pansumanlar, yara ile dış ortam ilişkisini kestiği gibi bölgeye belirli bir miktar basınç uygular. Bu basınç, ameliyat yerinden sızabilecek kanamayı durdurur, hasta giysilerinin ve yatağının sızıntı ile kirlenmesini önler. Islak pansumanlar, yaradan ısı ve sıvı kaybını azaltarak, yara bölgesinin nemini korur, dokuların kurumasını önler. Yapılan pansuman ve sargılar vücut bölümlerinin farklı pozisyonlarda sabit durmasını sağlar

Pansumanın amacı:  Yarayı dış etkenlerden ve enfeksiyonlardan korumak,Ø  Yarada bulunan akıntıyı emmek ve uzaklaştırmak,Ø  Kanamayı durdurmak,Ø  Yaraya ilaç uygulamak,Ø  Yara ve çevresindeki dokuyu desteklemek,Ø  Ağrıyı azaltmak ve ısı kaybını önlemek,Ø  Nemli ortam sağlamak, ödemi önlemek,Ø  İyileşme sürecini hızlandırmaktır.

Koruyucu Pansuman Koruyucu pansuman; yarayı dış ortamdan korumak için yara yüzeyinin ya da yara üzerine yerleştirilen nemlendirici materyalin, su geçirmez malzeme ile kaplanmasıyla yapılan pansumandır. Bu pansumanın uygulandığı yaralarda kanama ve akıntı olmadığı için pansuman malzemesinde emici özellik aranmaz.

Emici Pansuman Emici pansuman; yaradan gelen akıntının emilmesini sağlamak için yara yüzeyinin emici, kuru malzeme ile kapatılmasıdır. Yumuşak sargılar da emici pansumanlar özelliği sağlar.

Basınçlı Pansuman Basınçlı pansuman; kanamayı durdurmak, ödemi azaltmak, yaradaki ölü boşluğu kapatmak için yara yüzeyinin basınç yapan malzeme ile kapatılmasıdır. Basınç, yaranın her yerine eşit olarak uygulanır. Basınçlı pansuman, ekstremiteye uygulanacaksa pansuman distalden başlayıp yaranın proksimaline doğru yapılır. Uygulanacak olan basınç, kan dolaşımını engellemeyecek derecede olmalıdır.

Kuru Pansuman Kuru pansuman; epidermisin sağlam olduğu ve pansuman malzemesinin yaraya yapışma ihtimalinin olmadığı yaralarda uygulanır. Akıntılı yarada, akıntının emilmesi, kan damarlarının uçlarına basınç yapılması amacıyla da kullanılır. Örnek, küçük kesik üzerini gazlı bez ile kapatmak vb.

Islak Pansuman Yaranın, nemli kalması isteniyorsa yaraya sıvı bir ilaç ya da antiseptik uygulanacaksa ıslak pansuman uygulanır. Islak pansumanın en az iki saatte bir değiştirilmesi gerekir. Bu sayede yara iyileşmesi de hızlanır.

Garrel Pansuman Garrel pansuman, yaralı bölgeyi devamlı ya da belirli aralıklarla uygun antiseptik veya ilaçla yıkamak amacıyla kullanılan pansumandır.

Pansumanda Kullanılan Dezenfektan ve Antiseptikler Özel kullanış yerlerine sahip, selektiflikleri genellikle düşük olan antimikrobik ilaçlardır. Çoğu bakterisit, bazıları ise bakteriostatik etki gösterir. Etkileri sistemik antibiyotiklerden daha çabuk başlar. Uygulandıkları yerdeki mikroorganizmaların sayısını azaltmak veya yok etmek amacıyla kullanılırlar. Antimikrobik etki spektrumları geniştir Bakteriler, funguslar, viruslar üzerine etkilidir. Selektiflikleri düşük olduğu için konakçı hücresi ve dokusu üzerine de toksik etkileri vardır.

Antiseptik: Cilt ve dışarı açılan boşlukların mukozalarına uygulanır. 

Dezenfektan: Cansız cisimler (cerrahi alet, eşyalar) veya vücuttan atılanØ boşaltılar (feçes, idrar) üzerine uygulanır. Çok toksik olmayan bazı dezenfektanlar antiseptik olarak da kullanılırlar. 

Jermisid: Antiseptik ve dezenfektan olarak kullanılan maddelerin genel adıdır.

Dezenfektan ve antiseptiklerin kullanılış yerleri şunlardır:  Cilt enfeksiyonlarının tedavisi,·  Yara, sıyrık ve kesiklerde enfeksiyonların önlenmesi, enfeksiyon gelişmiş· ise tedavisi,  Cerrahi girişimden önce cildin temizlenmesi,·  Vücut dışına açılan mukozalı boşluklarda gelişen enfeksiyonların· profilaksisi ve tedavisi,  Cerrahi girişimden önce cerrahın ve yardımcılarının el vs. temizliği için· kullanılır.

Benzalkonyum kloroid (zefiran)  Antiseptik ve dezenfektan olarak kullanılabilir.·  Gram pozitif ve bazı gram negatif bakterilere etkilidir.·  Zefiran mikroorganizmalarla kontaminasyona eğilimlidir.·  Zefiran günümüzde kullanılması önerilmeyen bir solüsyondur.

Povidon-iyodin (batikon-betadin)  Geniş spektrumlu bir antiseptiktir.· 55  Sporlara da etkili olduğu bilinmektedir.·  Preoperatif cilt temizliğinde ve yanık tedavisinde kullanılır.

Heksaklorofen  Antiseptik bir solüsyondur. Etkisi bakteriostatiktir.·  %3 oranında hekzaklorofen içeren solüsyonlar cilt temizliğinde kullanılır.·  Deri el antisepsisi için el kremlerine ve sabunlara katılır.·  Heksaklorofenin en önemli özelliği ciltten absorbe olmasıdır.

Merbromin (mersol)  Bakteriostatik özelliği olan bir antiseptiktir.·  %2’lik solüsyonu cilt için, %1’lik solüsyonu ise mukozalara· kullanılabilir

Gümüş nitrat  Antibakteriyel etkili bir solüsyondur.·  Gümüş nitrat geniş bir bölgeye uygulandığında vücuttan klorür ve· sodyum kaybına neden olur.  Mukozaya uygulanmasında irritan etki yapar.·  Gümüş nitratın yakıcı etkisinden yararlanarak küçük yaralar tedavi· edilebilir.

Formaldehit  Güçlü bir dezenfektandır.·  Bakterilere, funguslara, virüslere ve sporlara etkilidir.·  Gaz halindedir. Buharının inhalasyonu gözde ve solunum sisteminde· irritasyon yapar.  Cilde uygulandığında duyarlılık reaksiyonları oluşur.

Klorheksidin (savlon)  %1.5’lik klorheksidin ve %15’lik setrimit maddelerinin karışımı olan· antiseptik ve dezenfektan özellikte bir solüsyondur.  Toksik değildir.·  Gram (-) ve gram (+) bakterilere bakterisit etkilidir.·  Antiseptik ve dezenfektan olarak 1/100’lük solüsyonu önerilir.·  Kirli aletlerin dezenfeksiyonunda 1/30’luk solüsyonu önerilir.

Sodyum hipoklorit (çamaşır suyu)  %0.5-1’lik oranında dezenfektan olarak kullanılır.·  Özellikle hepatit ve AIDS virüslerine etkili olduğu gösterilmiştir.

Rivanol  Toz şeklindedir.·  Koklara etkilidir.·  Sudaki 1/1000’lik çözeltisi ağız, boğaz mukozası ve yaralar için· antiseptik olarak kullanılır. Oturma banyolarında da kullanılır.

Glutaraldehit (cidex)  Kauçuk ve plastik gibi aletlerin sterilizasyonu için kullanılır.·  Glutaraldehit ciltte temas dermatiti yaptığından antiseptik olarak· kullanılmaz.

İzopropil alkol  %70’lik ve daha yoğun eriyikleri etil alkolden daha güçlü bakterisit· etkiye sahiptir.  Alkol vegetatif bakterileri süratle öldürürse de spor, virüs ve mantar· üzerine etkili değildir.  Uygulandığı yerde daha güçlü vazodilatasyon yaptığından kanamaya· eğilim artar.

Pansuman Yapmada Genel Kurallar 

Eller yıkanır, insizyon bölgesindeki kirli pedleri çıkarmak için non steril· eldiven giyilir,  Kirli pedler çıkarıldıktan sonra eller tekrar yıkanıp mutlaka steril eldiven· giyilir,  Her zaman steril gazlı bez kullanılır,·  Yara silmede antiseptik solüsyonlar (povidon iyot) kullanılır,·  Eğer yara kirli ve enfekte ise etrafı antiseptik solüsyonlarla (povidon· iyotla) silindikten sonra yara %0,9’luk NaCl ile temizlenir,  Her insizyon hattı için ayrı gazlı bez kullanılır,·  Pansuman yukarıdan aşağıya ve ya merkezden çevreye tek bir yönde· silinir,  Her temizlemeden sonra kirli materyal ortamdan uzaklaştırılır ve tüm· kirli materyaller enfekte atık çöpüne atılır.  Yara her açıldığında enfeksiyon, hematom ve gerginlik yönünden kontrol· edilir,  Temiz yaralar 2-3 gün sonra açık bırakılır,·  Pansumanlar her zaman temiz tutulmalıdır.

Sargıların Kullanılması Sonrası Ortaya Çıkabilecek Komplikasyonlar  Sargıların çok sıkı olması yüzeysel kan ve lenf dolaşımını zorlaştırır. YüzeyselØ kan ve lenf dolaşımı zorlaşınca kılcal damar ve lenf yollarından hücreler arasına kan sıvısı ve lenf sıvısı sızar. Bu da kalpten uzaktaki vücut bölümünde şişliğe yol açar.  Sıkı sargılar dolaşımı etkiler ve doku beslenmesini bozar.Ø  Gevşek sarılan sargılar da pansumanın yara üzerinden kaymasına, yaranınØ açıkta kalmasına ve enfekte olmasına yol açar.

 

  1. YARA VE YARA BAKIMI

Yara, herhangi bir nedenle deri ve doku bütünlüğünün bozulması olarak tanımlanabilir. Fiziksel ve kimyasal nedenlerle deri, kas, kemik, damar, sinir vb. yapıların bütünlüğünün bozulması, tahrip olması, dokunun fizyolojik özelliklerinin geçici bir süreyle veya tamamen kaybolmasına yaralanma denir. Yaralanmalarda derinin koruma özelliği bozulacağından enfeksiyon riski de artar. Yara bakımının amacı, kirli ve enfekte yaraları iyileşmeye hazırlamak için temizlemek ve normal iyileşme gerçekleşinceye kadar yaranın temiz kalmasını sağlamaktır. Yara bakımı ve pansumanın tipi; yaranın türü, genişliği ve özelliğine göre değişir.

Yara Çeşitleri Yaralar;

Görünümüne, oluş nedenine, patojen mikroorganizma ile kirlenme durumuna göre farklı biçimlerde sınıflandırılır. Yaranın sınıflandırılması yaranın değerlendirilmesini kolaylaştırır ve olası risklerin önceden fark edilmesini sağlar

Deri bütünlüğüne göre yaralar, açık ve kapalı yara şeklinde sınıflandırılır.

Açık yaralar: Deri ve derialtı dokular zedelenmiş ve deri bütünlüğü değişik boyutlarda hasar görmüş yaralardır.

Kapalı yaralar: Künt travmalar sonucu oluşan, deri bütünlüğünün bozulmadığı yaralardır. Kapalı yaralar aşağıdaki şekilde sınıflandırılır.

Patojen Mikroorganizmalar ile Kirlenme Durumuna Göre Yaralar

Temiz yara: Üzerinde patojen mikroorganizma olmayan yaralardır. Doku kaybı ve enfeksiyon olmayan, yara kenarları birleşen, minimal skar dokusu gelişen yaralar, temiz yaradır.

Kirli yara: İçerisinde patojen mikroorganizmaların bulunduğu yaralardır. Yarada; kızarıklık, ağrı, akıntı, kötü koku vb. enfeksiyon belirtileri görülür.

Zamanına Göre Yaralar

Akut yaralar: Normal koşullarda beklenen sürede iyileşen yaradır. Bu tip yaralarda iyileşmeyi engelleyen herhangi bir faktör (hastalıklar, yaş vb.) yoksa iyileşme devamlıdır.

Kronik yara: Kronik yara, yaklaşık üç ay içerisinde kapanmayan yaradır. Yara sürekli tekrarlar. Yaranın iyileşmesini engelleyen lokal veya sistemik bir faktör vardır (örneğin, dekübitus ülserleri).

Yara Bakımında Temel İlkeler 

Hastanın genel durumunu düzeltmek,Ø  Yara yüzeyindeki basıncı kaldırmak,Ø  Yarayı nemli tutmak,Ø  Uygun ve steril pansuman malzemeleriyle gerekli olduğu takdirde yaradakiØ nekrotik dokunun temizlenmesi, yara ve çevresinin yara merkezinden başlanarak etrafa doğru antiseptik solüsyon ile silmek,  Enfeksiyonla mücadele etmek,Ø  Gerektiğinde steril gazlı bez veya cerrahi biyolojik örtüler ile kapatmak,Ø  Yara ısısını sabit tutmak,Ø  Kan değerlerinin takibini yapmak,Ø  Yarayı her gün açarak enfeksiyon, serozite ve hematom açısındanØ değerlendirmek.

 Yara İyileşmesini Geciktiren Etkenler

Yara iyileşmesini geciktiren etkenler aşağıda verilmiştir: 

Kanlanma: Yeterince kan akımı olmayan bir yara iyi beslenemediğindenØ dolayı iyileşmesi gecikir, enfeksiyon kapma ve nekroze olma (doku ölümü) tehlikesi artar. Cerrahi uygulama esnasında lokal damarlara zarar verilmemesi iyileşmeyi hızlandırır. İleri yaş ve sigara kullanımı kanlanmayı bozduğundan yara iyileşmesini geciktirir.

Enfeksiyon: Yaraya bakteriler dışarıdan ya da kan yoluyla gelirler.Ø Ameliyathane şartlarında bile her yara bir dereceye kadar kontaminedir. Her kontamine yara enfekte olmaz. Bir gram dokuda 100 000’den fazla bakteri varsa yarada enfeksiyon ihtimali % 50’dir. Enfeksiyon yara iyileşmesinde ciddi gecikmelere neden olur. Enfeksiyona direnci bozan lokal yara faktörleri; yabancı cisimler, ölü dokular, şiddetli travmatize dokular, aşırı gergin kapanma, radyasyon, hematom, ölü boşluk ve uygun olmayan sütur materyalleridir.

Doku tipi: Deri, bağırsak, mesane, vajina gibi dokuların iyileşme potansiyeliØ çok yüksekken; sinir, fasya gibi dokular çok geç iyileşir

Travma: Yara yeri üzerine travma iyileşmeyi olumsuz etkiler. Bu nedenle yaraØ yeri yeterli süre kapalı tutularak olası travmaların etkisi azaltılmalıdır. 

Yabancı cisim: Yabancı cisimler dokuda reaksiyona yol açarak iyileşmeyiØ geciktirir. Yabancı cisimler; küçük taş, cam, tahta, toz, toprak parçalarıdır. Kontamine yaralardaki yabancı cisimlerin temizlenmesi bakterilerin azalmasını sağlamaktadır. 

Radyasyon: Radyasyona maruz kalındığında hücrelerin çoğalma ve sentezØ kabiliyeti bozulmakta dolayısıyla iyileşme gecikmektedir. Radyasyon, yara iyileşmesinin inflamasyon döneminde çok az değişikliğe yol açar. Proliferasyon fazında ise hem kapiller hem de fibroblastik hücre yapımını engeller. 

Isı kaybı: Açık yaralarda, radyasyon ve buharlaşma yoluyla ısı kaybı olur. IsıØ kaybı da yeni hücre oluşmasını ve çoğalmasını olumsuz etkiler ve doku onarımı yavaşlar. Ayrıca, hipotermi lokal direnci düşürdüğü için enfeksiyon gelişme riski artar. 

Uygunsuz örtü ve sargılar: Uygun olmayan örtü ve sargıların kullanımıØ dolaşımı bozabilir veya epitelizasyonu kaldırabilir. Bu da yara iyileşmesinin gecikmesine neden olur.  Malnütrisyon: Yara iyileşmesinde önemli bir faktör de yeterli miktardaØ protein, vitamin ve minerallerin alınmasıdır. Yeni doku oluşumu için protein içerikli beslenme önemlidir. Proteinler yeniden damarlanma, lenfosit oluşumu ve kollajen sentezi için gereklidir. Protein eksikliğinde inflamasyon fazı uzar. Yara iyileşmesi için metionin, sistin, sistein ve arjinin gibi aminoasitler hayati önem taşırlar. Karbonhidratlar ve yağlar, hücrenin enerji kaynağıdır. Hücre sentezinde özellikle hücre membranı sentezinde yağların rolü büyüktür. Eksiklikleri yara iyileşmesini olumsuz etkiler. Sodyum, potasyum, kalsiyum, klor, fosfor, çinko ve magnezyumun eksikliği kollajen sentezinde bozukluklara sebep olur ve iyileşmeyi olumsuz etkiler. Çinko yetersizliğinde epitel hücreleri ve fibroblastlar göç edebilirler fakat çoğalamazlar. Sonuçta epitelizasyon oluşmaz ve kollajen üretimi yara kenarlarını bir arada tutacak yeterli düzeye ulaşamaz. Yüksek çinko konsantrasyonu yara iyileşmesi için zararlı olabilir. A, C, B, E, D gibi vitaminler de yara iyileşmesi için gereklidir. Ancak yüksek dozda vitamin E, yara iyileşmesi ve kollajen üretimini belirgin olarak yavaşlatır. Yüksek doz A vitamini, enflamasyonu artırır. Vitamin C, kollajen sentezi için gereklidir.

Dolaşım bozuklukları: Kan dolaşımının iyi olmaması yara bölgesine yeterli kanın dolayısıyla yeterli oksijenin gitmesine engel olmaktadır.  Hormonlar: Yara iyileşmesinde tiroid, hipofiz ve pankreas hormonları etkilidir.Ø Kortikosteroidler, inflamatuar hücre sayısını azaltır, sekonder enfeksiyon riskini arttırır

Kronik hastalıklar: Diyabet, dolaşım hastalıkları, karaciğer, böbrek yetmezliğiØ gibi sistemik hastalıklar ile anemi ve kanser gibi hastalıklar yara iyileşmesini geciktirir. 

İlaçlar: Kortizon, kemoterapötik ve antimetabolit gibi ilaçlar yara iyileşmesiØ üzerinde olumsuz etkiye sahiptir. Steroid tedavisinin vücut direncini baskılayıcı bir etkisi vardır. İyileşme sürecini olumsuz etkileyebileceğinden steroid dozunun azaltılması gerekir. Özellikle aspirin ya da antikoagülan kullanımı, trombositlerin agregasyonunu azaltarak kanama zamanını uzatır. Kemoterapötik ilaçlar, kemik iliği depresyonu yaparak inflamatuar fazdaki

hücre proliferasyonunun bozulmasına neden olur. Ayrıca immün sistemi baskıladığı için özellikle açık İleri yaş: Yaşlanma ile birlikte dolaşımın yavaşlamasına bağlı olarak cildin kanlanmasında azalma olur, fibroblastların ve epitel hücrelerin proliferasyonu yavaşlar. Yapısal glikoproteinlerde azalma görülür, solunum sistemi fonksiyonları azalır. Tüm bu değişimler yara iyileşmesini olumsuz etkiler. 

Doku kuruluğu: Kuruluk sonucu, canlı dokularda nekroz gelişmeye başlar buØ da mikroorganizmalar için iyi bir besi yeri olur. Nekrotik dokuda kan dolaşımı olmadığı için antibiyotikler nekrotik dokuya ulaşamaz ve enfeksiyona yatkınlık artar. 

Lökositlerin derine göçü: Lökositler doku kuruluğu, hipotermi, antiseptikØ madde kullanımı gibi nedenlerden olumsuz etkilenir, mikroorganizma ile mücadele edemez. Bu nedenle lökositler, yaranın derinliklerine doğru göç ederek kendilerini korur. Bu durum bakterilerin üremesi için uygun ortam yaratır.yaralarda patojen mikroorganizmaların çoğalmasını kolaylaştırır.

Yetersiz beslenme etkileri: Yetersiz beslenen hastalarda çoğu zaman ciddi kas atrofisi meydana gelir. Hastaların subkutan dokularında azalmaya bağlı deri ve alttaki kemik arasında dolgu işlevi yapacak doku miktarı azalmıştır. Sonuçta basıncın etkileri bu tür dokular üzerinde daha fazla olur. Albumin ve total protein düzeyindeki düşüklük ödem ve dokulara giden oksijen düzeyinin azalmasına neden olur. Bu durum yara iyileşmesini güçleştirir.

Cilt Bakımı: Derinin temiz ve kuru olması esastır. Ter ve vücut sıvılarının ıslattığı katlanan bölgeler yumuşak sabun veya pH 5,5 uygun temizleyicilerle ılık su ile yıkanmalı, durulanmalıdır. Deri temizlenirken fazla bastırmadan nazikçe temizlenmeli ve yumuşak havlu ile tampon edilerek kurulanmalı, nemli bırakılmamalıdır. Lanolinli krem ve losyonlarla deriye masaj uygulanmalı, aşırı ovalama ve losyonun fazla uygulanması abrasyon, maserasyon ve ülserasyona yol açabilir. Asla talk pudrası ve alkollü kremler kullanılmamalıdır. İnkontinansı olan hastalar, sık aralarla (30 dk) kontrol edilmelidir. Kondom kateter, foley kateter, fekal ya da üriner kollektörler kullanılarak inkontinansı olan hastanın cildi korunabilir. Dışkılama sonrası perianal bölge yumuşak sabun ve ılık su ile temizlenmeli ve bu şekilde deri tahrişe karşı korunmalıdır. Eğer aşırı yara drenajı var ise uygun pansuman materyalleri ve yara drenaj setlerinin kullanılması ile drenaj kontrol altına alınabilir. Giyecekler ve çarşaflar daima temiz, kuru, kolay değiştirilebilen, gergin, hava dolaşımını sağlayan gözenekli dokunmuş kumaşlardan olmalıdır. Naylon gibi sentetik fibriller içeren kumaşlar nemi emmediği için zararlı olabilir. Giyeceklerde kat ve ek yeri, düğme, lastik ve bandaj bulunmamalı, kıyafetler fazla sıkı olmamalıdır. Riskli hastalarda ayak ve topukların korunması amacıyla yatak çarşafları veya battaniyenin ayaklara bası yapmamasına özen gösterilmelidir. Bu amaçla yatak çerçeveleri ya da ayak tahtası kullanılmalıdır.

Yara Örtülerinin Görevleri 

Sıvı kontrolü: Yaralı alanda epidermal tabakanın kendini hızla yenileyebilmesiØ için yaranın yeterince nemli olması gerekir. Yeterli nem yarada vaskülarizasyonu, makrofajların fagositik işlevini artırır. Yara örtüsü, bakteri penetrasyon riskini azaltmak ve bandajdan yara sıvısının sızmasını önlemek için yara salgısını emebilmeli ve kuru yaraya gerekli nemi sağlayabilmelidir. 

Koku giderilmesi: Yara çoğu zaman hoş olmayan zararlı bir koku üretir. BuØ koku oluştuğunda, yara örtüsü bu kokuyu kontrol altına alabilmelidir.

 Mikrobiyal kontrol: İltihaplı yaralar için bakterilerin uygun metotlarla kontrolØ altına alınması yaranın kapanmasında önemli bir faktördür. Bu özellikteki yara örtüleri bakterilerin kontrol altına alınmasını kolaylaştırarak tedavi sürecini olumlu yönde etkiler. 

Fiziksel bariyer: Yara örtüsü, yara yüzeyini atmosferden ayırarak bakteriØ bulaşmasını ve dokunun zarar görmesini engellemelidir. Ayrıca, yarayı travmalara karşı korumalıdır. 

Boşluk doldurucu: Derin oyuklu yaralarda, yaranın dolgu materyalleriyle açıkØ tutulması önemlidir. Böylece; yara iyileşme süreci dokunun altından üstüne doğru gerçekleşebilmekte ve tüm yara boşluğunun iyileşmeden yaranın gereksiz yere kapatılması önlenebilmektedir. 

Debridman: Ölü çürümüş dokuların uzaklaştırılması, normal yara iyileşmeØ sürecini kolaylaştırmaktadır.

Kanama etkisi: Ağır cerrahi yaralar ve travmatik yaralarda, kan kaybının önlenmesi için kanamanın mümkün olduğunca hızlı bir şekilde durdurulması önem taşır. Uygun yara örtüleri kan pıhtılaşmasına yardımcı olmaktadır

Düşük yapışkanlık: Yara örtüsünün tamamının veya bir kısmının yara yüzeyineØ yapışması en önemli sorunlardan birisidir. Çoğunlukla yara örtüsünün yara yüzeyine yapışması, yara örtüsünün çıkarılması esnasında travmaya neden olmaktadır. Düşük yapışkanlık özelliği gösteren yara örtüleri, yara örtüsünün yara yüzeyine yapışmasını azaltabilmekte veya ortadan kaldırabilmektedir. 

Yara izinin giderilmesi: Büyük yaralarda, yara izi oluşumu hastalar için estetikØ bakımından önemli bir sorundur. Yara izi oluşumunu azaltabilen veya önleyebilen yara örtüleri, hastaya büyük yarar sağlar. 

Metal iyon metabolizması: Demir, çinko, bakır, magnezyum, selenyum gibiØ birtakım metal iyonları hücresel aktivitede önemli rol oynar. Herhangi bir metal iyonunun eksikliği, yara iyileşmesini geciktirir. Sistematik olarak bu metal iyonlarının alınımından başka, uygun yara örtüleri kullanılarak da bu sorun giderilebilir. 

Yara iyileşmesinin hızlandırılması: Yara iyileşmesi, kompleks fizyolojik birØ süreçtir. Yara örtüleri, çoğunlukla yara iyileşme sürecinin hızı üzerinde küçük bir rol oynar. Bununla birlikte, bir takım etkenlerle kombine edildiğinde uygun yara örtüsü kullanımı yara iyileşme sürecini hızlandırabilir.

Yara Örtüsü Çeşitleri Modern yara örtüleri, genel olarak 5 ana grup altında sınıflandırılır. Bu ürünler, genellikle çeşitli fizyolojik yaralar üzerine farklı iyileşme süreçlerinde tek başlarına veya birkaçının kombinasyonu halinde uygulanmaktadır. Bunlar; alginat örtüleri, poliüretan filmler, hidrojel örtüler, hidrokoloid örtüleri ve köpüklerdir.

Alginat örtüler: Alginat lifleri, iyon değişim özelliğine sahiptir. Yara salgısı ile temas halinde, lifteki kalsiyum iyonları vücut sıvısındaki sodyum iyonlarıyla yer değiştirir. Bunun sonucunda, lifin bir bölümü sodyum alginat haline gelir. Sodyum alginat suda çözünebilme özelliğine sahiptir. Bu iyon değişimi, lifin şişmesini sağlar ve yara yüzeyinde jel oluşumuna neden olur. Bu eşsiz özelliğinden dolayı alginat lifleri “nemli iyileştirici” yara örtülerinin üretimi için ideal materyallerden birisi olarak görülmektedir.  Alginat örtüler yapışkan değildir ve kullanımı kolaydır. Ayrıca, örtü değiştirme sıklığını düşürür. Alginat örtüler, hidrofilik özellikte olduklarından, ağırlıklarının 20-30 katı kadar yara sıvısını absorbe eder. Bu yara örtüleri epitelizasyonu ve granülasyon doku oluşumunu artırmaktadır. 44 Alginat örtüler; kısmı ve tam kalınlıkta yaralarda, oyuk yaralarda, orta ve şiddetli sızıntılı yaralarda, enfeksiyonlu yaralarda kullanılır. Kuru yaralarda ise kurumayı önlemek için tamponlu ikinci bir örtü gerektirir. Bu yara örtülerinin pıhtılaşmaya katkısı vardır. Örtü tarafından serbest bırakılan kalsiyum iyonları, pıhtılaşmayı sağlayan protrombin maddesinin aktivasyonuna yardımcı olmaktadır. Alginat örtüleri, antibakteriyel özelliğe sahip olmamasına rağmen; bakteriler pasif olarak jel içerisinde hapsolabilmekte ve örtü değişimi ile uzaklaştırılabilmektedir.

Poliüretan filmler: Yara bakım materyallerinde yarı-geçirgen filmler (transparan filmler), havayla taşınan bakterilerin yaraya bulaşmasını önlemesine karşın yara ve ortam arasındaki gaz değişimine izin vermektedir. Filmlerin yarı- geçirgen yapısı, yüksek oranda nem buharının film boyunca iletilmesini sağlar; fakat yara salgısının absorbsiyonunu engeller. Bu nedenle, yarı geçirgen filmler daha çok kuru yaralarda kullanılmalıdır. Bu filmler; nispeten kullanışlıdır ve kullanım esnasında herhangi bir rahatsızlık yaratmaz. Saydam olduklarından yara bölgesi doğrudan gözlenir. Transparan filmler Yarı geçirgen film örtüler; cerrahi yaralarda, yüzeysel kısmı yanıklarda, bası yaralarında ve damar içi kateter bölgesinde kullanılabilir. Transparan film örtüler, nekrotik yaraların otolizine yardımcı olmaktadır. Bu yara örtüleri hafif ve esnektir; ayrıca yara yüzeyine iyi bir şekilde sarıldığından sürtünmeye karşı deri hasarını önlemek için de idealdir.

Hidrojel örtüler: Hidrojel örtüler, yüksek absorbsiyon kapasitesine sahiptir ve yara yüzeyine yapışmaz. Ağrı dindirici özelliği vardır. Hidrojeller, protein ve hücre gibi biyolojik bileşenleri iyi absorbe edemediğinden dolayı bakterilere karsı zayıf bariyer özelliğine sahiptir ve koruma amaçlı ikinci bir örtü gerektirir. Hidrojel örtüler, yaprak veya jel (amorf) formda bulunabilir. Günümüzde kullanılan yaprak formundaki hidrojeller, ideal yara örtüsü özelliklerinin çoğuna sahiptir. Ancak; yaprak formu hassas derinin zayıflamasına neden olabilir. Hidrojel örtüler, kuru yara yüzeyine uygulandıklarında, yarayı nemlendirerek yaranın iyileşmesi için nemli yara ortamı yaratmaktadır. Bu örtüler, kolaylıkla yara yatak bölgesinden ayrılır; çünkü örtü ve yara arasındaki nemli ara yüzey, örtünün yaraya yapışmasını önler. Ayrıca hidrojel örtülerle, yara yüzeyine yüzeysel olarak ilaç uygulanabilmekte ve jelin çapraz bağlanma derecesi kontrol edilerek ilacın yara bölgesine difüzyonu sağlanabilmektedir.  Yaprak formundaki hidrojel Amorf hidrojeller; üç boyutlu yapı gösteren yaprak hidrojellerden farklı olarak, kalın vizkoz (yapışkan) sıvılardır. Yara salgısını absorbladıklarında, bütün yapışkan özelliklerini kaybedene kadar şişerler. Amorf hidrojeller, çürük dokuların nem içeriğini ve kollajenaz üretimini artırarak hasarlı ve enfekte olmuş dokuların otoliz olmasını kolaylaştırırlar.

Hidrokoloid örtüler: Hidrokoloid yara örtüleri, hidrofil polimer taneciklerinden meydana gelmektedir. Yara sıvısı ile temas halindeki hidrofil tanecikler, yara sıvısını absorbe edip jel formuna dönüştürür ve örtü 7 gün boyunca yara üzerinde kalabilir. Hidrokoloid örtüler 46 Hidrokoloid örtüler, hem ıslak hem de kuru dokulara yapışma eğilimi gösterir. Bu ürünlerin her çeşidinin farklı absorpsiyon kapasiteleri vardır. Oldukça fazla miktarda yara sıvısını absorbe etmesinden dolayı, hidroaktif örtüler olarak da adlandırılır. Hidrokoloidler, epitelizasyon hızını ve kollajen üretimini arttırır. Bu örtülerin kullanımı kolaydır çünkü yaraya doğrudan yapıştığından ikinci bir örtü kullanımı gerektirmemektedir. Ağrıyı dindirir. Dış kaynaklı mikroorganizmaları ve yabancı maddeleri yara yatağının dışında tutar. Geleneksel örtülerden daha az örtü değişimi gerektirir. Kısmi veya tam yaralarda, hafif-orta sızdıran yaralarda kullanımı uygundur. Eğer uygun aralıklarla değiştirilmezse deriyi zayıflatabilir. Yapışkan çıkarma esnasında hassas deriye zarar verebilir.

Köpükler: Esnek ve yüksek absorbsiyon kapasitesine sahip gözenekli materyallerdir. Köpük örtüler, yara sıvısının sızmasını önlemek ve bakterilerin penetrasyonunu engeler. Poliüretan ve silikon bazlı olabilirler. Köpük örtüler Bu örtüler, gaz geçişine izin verirler ve yapışmazlar. Dışarıdan sıvı geçirmezler. Köpük örtüler, uygulama rahatlığı sağlayan adeziv yüzey özelliği gösterirler ve kolay çıkarılır. Termal izolasyon sağlar ve nemi korur. Yara oyuğu içine konulduklarında tam uyum sağlar ve zamanla şişerek genişler. Oyuk içinde şişen köpük yara duvarlarına hafif bir basınç yaparak yara çevresindeki ödemi azaltır ve granülasyon dokusunun oluşumunu hızlandırır. Nekrotik yaralarda ve orta derecede sızdıran tam yaralarda kullanılır. Kuru ve kabuklu yaralar için kullanımı uygun değildir.

PANSUMANLAR

Pansuman; yarayı dış etkenlerden koruyan, sekresyonu ortamdan uzaklaştıran, kanama bölgesine basınç uygulayan, ilaçların uygulanmasını kolaylaştıran, yaralı bölgenin anatomik pozisyonunu koruyan aseptik malzemeler ile yapılan işlemdir.

Pansuman ve Pansuman Yapmanın Amaçları: Pansuman, yarayı dış etkenlerden koruyarak yaranın iyileşme sürecini hızlandırır. Mikroorganizmaların çoğalması için uygun ortam sağlayan olumsuz koşulların oluşmasını önleyerek, canlı hücrelerin yaşamasına ve çoğalmasına yardım eder. Kapalı pansumanlar, yara ile dış ortam ilişkisini kestiği gibi bölgeye belirli bir miktar basınç uygular. Bu basınç, ameliyat yerinden sızabilecek kanamayı durdurur, hasta giysilerinin ve yatağının sızıntı ile kirlenmesini önler. Islak pansumanlar, yaradan ısı ve sıvı kaybını azaltarak, yara bölgesinin nemini korur, dokuların kurumasını önler. Yapılan pansuman ve sargılar vücut bölümlerinin farklı pozisyonlarda sabit durmasını sağlar

Pansumanın amacı:  Yarayı dış etkenlerden ve enfeksiyonlardan korumak,Ø  Yarada bulunan akıntıyı emmek ve uzaklaştırmak,Ø  Kanamayı durdurmak,Ø  Yaraya ilaç uygulamak,Ø  Yara ve çevresindeki dokuyu desteklemek,Ø  Ağrıyı azaltmak ve ısı kaybını önlemek,Ø  Nemli ortam sağlamak, ödemi önlemek,Ø  İyileşme sürecini hızlandırmaktır.

Koruyucu Pansuman Koruyucu pansuman; yarayı dış ortamdan korumak için yara yüzeyinin ya da yara üzerine yerleştirilen nemlendirici materyalin, su geçirmez malzeme ile kaplanmasıyla yapılan pansumandır. Bu pansumanın uygulandığı yaralarda kanama ve akıntı olmadığı için pansuman malzemesinde emici özellik aranmaz.

Emici Pansuman Emici pansuman; yaradan gelen akıntının emilmesini sağlamak için yara yüzeyinin emici, kuru malzeme ile kapatılmasıdır. Yumuşak sargılar da emici pansumanlar özelliği sağlar.

Basınçlı Pansuman Basınçlı pansuman; kanamayı durdurmak, ödemi azaltmak, yaradaki ölü boşluğu kapatmak için yara yüzeyinin basınç yapan malzeme ile kapatılmasıdır. Basınç, yaranın her yerine eşit olarak uygulanır. Basınçlı pansuman, ekstremiteye uygulanacaksa pansuman distalden başlayıp yaranın proksimaline doğru yapılır. Uygulanacak olan basınç, kan dolaşımını engellemeyecek derecede olmalıdır.

Kuru Pansuman Kuru pansuman; epidermisin sağlam olduğu ve pansuman malzemesinin yaraya yapışma ihtimalinin olmadığı yaralarda uygulanır. Akıntılı yarada, akıntının emilmesi, kan damarlarının uçlarına basınç yapılması amacıyla da kullanılır. Örnek, küçük kesik üzerini gazlı bez ile kapatmak vb.

Islak Pansuman Yaranın, nemli kalması isteniyorsa yaraya sıvı bir ilaç ya da antiseptik uygulanacaksa ıslak pansuman uygulanır. Islak pansumanın en az iki saatte bir değiştirilmesi gerekir. Bu sayede yara iyileşmesi de hızlanır.

Garrel Pansuman Garrel pansuman, yaralı bölgeyi devamlı ya da belirli aralıklarla uygun antiseptik veya ilaçla yıkamak amacıyla kullanılan pansumandır.

Pansumanda Kullanılan Dezenfektan ve Antiseptikler Özel kullanış yerlerine sahip, selektiflikleri genellikle düşük olan antimikrobik ilaçlardır. Çoğu bakterisit, bazıları ise bakteriostatik etki gösterir. Etkileri sistemik antibiyotiklerden daha çabuk başlar. Uygulandıkları yerdeki mikroorganizmaların sayısını azaltmak veya yok etmek amacıyla kullanılırlar. Antimikrobik etki spektrumları geniştir Bakteriler, funguslar, viruslar üzerine etkilidir. Selektiflikleri düşük olduğu için konakçı hücresi ve dokusu üzerine de toksik etkileri vardır.

Antiseptik: Cilt ve dışarı açılan boşlukların mukozalarına uygulanır. 

Dezenfektan: Cansız cisimler (cerrahi alet, eşyalar) veya vücuttan atılanØ boşaltılar (feçes, idrar) üzerine uygulanır. Çok toksik olmayan bazı dezenfektanlar antiseptik olarak da kullanılırlar. 

Jermisid: Antiseptik ve dezenfektan olarak kullanılan maddelerin genel adıdır.

Dezenfektan ve antiseptiklerin kullanılış yerleri şunlardır:  Cilt enfeksiyonlarının tedavisi,·  Yara, sıyrık ve kesiklerde enfeksiyonların önlenmesi, enfeksiyon gelişmiş· ise tedavisi,  Cerrahi girişimden önce cildin temizlenmesi,·  Vücut dışına açılan mukozalı boşluklarda gelişen enfeksiyonların· profilaksisi ve tedavisi,  Cerrahi girişimden önce cerrahın ve yardımcılarının el vs. temizliği için· kullanılır.

Benzalkonyum kloroid (zefiran)  Antiseptik ve dezenfektan olarak kullanılabilir.·  Gram pozitif ve bazı gram negatif bakterilere etkilidir.·  Zefiran mikroorganizmalarla kontaminasyona eğilimlidir.·  Zefiran günümüzde kullanılması önerilmeyen bir solüsyondur.

Povidon-iyodin (batikon-betadin)  Geniş spektrumlu bir antiseptiktir.· 55  Sporlara da etkili olduğu bilinmektedir.·  Preoperatif cilt temizliğinde ve yanık tedavisinde kullanılır.

Heksaklorofen  Antiseptik bir solüsyondur. Etkisi bakteriostatiktir.·  %3 oranında hekzaklorofen içeren solüsyonlar cilt temizliğinde kullanılır.·  Deri el antisepsisi için el kremlerine ve sabunlara katılır.·  Heksaklorofenin en önemli özelliği ciltten absorbe olmasıdır.

Merbromin (mersol)  Bakteriostatik özelliği olan bir antiseptiktir.·  %2’lik solüsyonu cilt için, %1’lik solüsyonu ise mukozalara· kullanılabilir

Gümüş nitrat  Antibakteriyel etkili bir solüsyondur.·  Gümüş nitrat geniş bir bölgeye uygulandığında vücuttan klorür ve· sodyum kaybına neden olur.  Mukozaya uygulanmasında irritan etki yapar.·  Gümüş nitratın yakıcı etkisinden yararlanarak küçük yaralar tedavi· edilebilir.

Formaldehit  Güçlü bir dezenfektandır.·  Bakterilere, funguslara, virüslere ve sporlara etkilidir.·  Gaz halindedir. Buharının inhalasyonu gözde ve solunum sisteminde· irritasyon yapar.  Cilde uygulandığında duyarlılık reaksiyonları oluşur.

Klorheksidin (savlon)  %1.5’lik klorheksidin ve %15’lik setrimit maddelerinin karışımı olan· antiseptik ve dezenfektan özellikte bir solüsyondur.  Toksik değildir.·  Gram (-) ve gram (+) bakterilere bakterisit etkilidir.·  Antiseptik ve dezenfektan olarak 1/100’lük solüsyonu önerilir.·  Kirli aletlerin dezenfeksiyonunda 1/30’luk solüsyonu önerilir.

Sodyum hipoklorit (çamaşır suyu)  %0.5-1’lik oranında dezenfektan olarak kullanılır.·  Özellikle hepatit ve AIDS virüslerine etkili olduğu gösterilmiştir.

Rivanol  Toz şeklindedir.·  Koklara etkilidir.·  Sudaki 1/1000’lik çözeltisi ağız, boğaz mukozası ve yaralar için· antiseptik olarak kullanılır. Oturma banyolarında da kullanılır.

Glutaraldehit (cidex)  Kauçuk ve plastik gibi aletlerin sterilizasyonu için kullanılır.·  Glutaraldehit ciltte temas dermatiti yaptığından antiseptik olarak· kullanılmaz.

İzopropil alkol  %70’lik ve daha yoğun eriyikleri etil alkolden daha güçlü bakterisit· etkiye sahiptir.  Alkol vegetatif bakterileri süratle öldürürse de spor, virüs ve mantar· üzerine etkili değildir.  Uygulandığı yerde daha güçlü vazodilatasyon yaptığından kanamaya· eğilim artar.

Pansuman Yapmada Genel Kurallar 

Eller yıkanır, insizyon bölgesindeki kirli pedleri çıkarmak için non steril· eldiven giyilir,  Kirli pedler çıkarıldıktan sonra eller tekrar yıkanıp mutlaka steril eldiven· giyilir,  Her zaman steril gazlı bez kullanılır,·  Yara silmede antiseptik solüsyonlar (povidon iyot) kullanılır,·  Eğer yara kirli ve enfekte ise etrafı antiseptik solüsyonlarla (povidon· iyotla) silindikten sonra yara %0,9’luk NaCl ile temizlenir,  Her insizyon hattı için ayrı gazlı bez kullanılır,·  Pansuman yukarıdan aşağıya ve ya merkezden çevreye tek bir yönde· silinir,  Her temizlemeden sonra kirli materyal ortamdan uzaklaştırılır ve tüm· kirli materyaller enfekte atık çöpüne atılır.  Yara her açıldığında enfeksiyon, hematom ve gerginlik yönünden kontrol· edilir,  Temiz yaralar 2-3 gün sonra açık bırakılır,·  Pansumanlar her zaman temiz tutulmalıdır.

Sargıların Kullanılması Sonrası Ortaya Çıkabilecek Komplikasyonlar  Sargıların çok sıkı olması yüzeysel kan ve lenf dolaşımını zorlaştırır. YüzeyselØ kan ve lenf dolaşımı zorlaşınca kılcal damar ve lenf yollarından hücreler arasına kan sıvısı ve lenf sıvısı sızar. Bu da kalpten uzaktaki vücut bölümünde şişliğe yol açar.  Sıkı sargılar dolaşımı etkiler ve doku beslenmesini bozar.Ø  Gevşek sarılan sargılar da pansumanın yara üzerinden kaymasına, yaranınØ açıkta kalmasına ve enfekte olmasına yol açar.

 

 

Tags: kelebek çocuklar, kelebek hastalığı, epidermolizis bülloza, kelebek çocuklar derneği, yara bakımı yara yanık ebepidermolysis bullosa pansuman yara

DEBRA EPİDERMOLYSİS BULLOSA YARDIM VE DAYANIŞMA DERNEĞİ

A: Etiler Mahallesi 1459 sokak 13/1 Etimesgut/Ankara

T/F: 0312 244 00 94

E: ademakyuz06@hotmail.com

    debraturkey@gmail.com

F: facebook.com/dEBder.org

Bağış

Ziraat Bankası / Emirler - Etimesgut Şubesi

Ş. Kodu: 2349  H. No: 727 422 09 - 5001

IBAN: TR07 0001 0023 4972 7422 0950 01